İçeriğe geç

O gün ölmediğim için bugün yazıyorum..

Fulsen Türker'in Kendi Portresi
Fulsen Türker’in Kendi Portresi

Merhaba, ben Fulsen. 32 yaşında bir kadınım. 14 yıldır tam zamanlı çalışan, emekçi bir kadınım. Sağ olsun “Pizzacı” bile bugüne özel 5 TL’lik kalp şeklinde pizza promosyonu ile Dünya Kadınlar Günümü kutladı. Bilenler bilir, ben kadın kimliğimi 21 yaşıma kadar reddettim. Sıfatlarımın arasında cinsiyetimin yer almasını gereksiz bulup, eş dost sohbetlerinde östrojenime su katıldığını iddia ettim. Kadın olmayı sevmem ise 30+ yaşlarımı buldu.

1998 yazı. Çok sıcak bir yazdı. Ben her yaz olduğu gibi, Istanbul’un sayfiyesi sayılan bir beldede tatil günlerimi geçiriyordum. 16 yaşında sorunlu bir ergendim. Büyük isyanlarım vardı, her ergen gibi. Şimdi hayranı olduğum pek çok yazarı henüz okumamış, kendimi bulduğum o filmleri henüz izlememiştim. Yine de hayata dair sorulacak pek çok soruyu sorduğuma ve kati yanıtlarını bulduğuma  emindim. Bir ay sonra lise son olacaktım, sonra üniversite sınavına girip Istanbul’u kazanacaktım. 

Bir de erkek arkadaşım vardı, o yaz. Yaz aşkı dediklerinden. Aşık mıydım, değil miydim, bilemiyorum; o zamanlar aşkın ne olduğundan habersizdim. Ama adı yaz aşkıydı işte, dinlediğimiz şarkılardan öyle öğrenmiştik. Ben, benim yaşlarımdaki kuzenim ve ikimizin ‘bir yazlık’ erkek arkadaşları ile aslında pek de fena sayılmayacak bir yaz geçiriyorduk. Denize giriyorduk, saatlerce sahil boyunca yürüyorduk, bir yandan hayallerimizi konuşuyor bir yandan kimsenin bizi anlamamasına isyan ediyorduk ve gizli saklı yerlerde öpüşüyorduk. İkisinden biri babasının arabasının anahtarını çaldı mı, çok uzaklaşmadan hava kararana kadar arabayla geziyorduk. Arabayla gezmek çok fiyakalıydı o zamanlar ama bizim hava kararmadan eve girmemiz gerekirdi ve kimseler görmesin diye aşağı mahallede veda ederdik birbirimize.

Çok sıcak bir yazdı. Yine bir öğleden sonra, beldenin yaslandığı dağın üzerindeki piknik alanına gitmiştik araba ile. Doğan görünümlü Şahin’in motoru eve dönerken su kaynattı. Kuzenimle erkek arkadaşı motoru soğutmak için su bulmaya gittiler. Biz de arabanın arka koltuğunda oturmuş onları bekliyorduk ve tabii ki öpüşüyorduk. Cinsellikten anladığımız tek şeyin öpüşmek olduğu yıllardı. Pazar gecesi sinema kuşağında ailecek film izlerken, bir öpüşme sahnesi gördüğümüzde utanan, yanakları kızaran, elini kolunu nereye koyacağını bilemeyen bir nesildik biz. Bir erkek arkadaşımız olunca, sevgili değildi o zamanlar adı, merakla, heyecanla, tutkuyla saatlerce öpüşürdük. Hani şimdilerde ‘liseli aşıklar gibi saatlerce öpüştük’ deriz ya, o öpüşmelerden işte. Yanımızdan geçen iki arabanın sesiyle irkilip birbirimizden ayrıldık, koltuğun iki ucuna kaçtık. Sonra anlam veremediğimiz bir şekilde arabaların geri geri gelişini izledik. O birkaç saniyede arabadan tanıdık biri inerse, bizi görmüşse, ne derim diye telaşlanmaya başladım. Tam önümüzde durdular.

Beldenin yerlilerinden iki arabaya tıka basa doluşmuş insanlar arabalarından inip bizim arabayı çevirdi. Dağ yolunun ortasındaydık. Bağırsam sesimi duyacak kimse yoktu, korkuyordum. O iki araba dolusu insan açık camlardan içeri girip bizi dövmeye başladılar. Bir yumruk daha fazla atmak için neredeyse birbirlerini eziyorlardı. Bağırsam sesimi duyacak kimse yoktu, ben dudaklarımı ısırıp sesimi çıkaramadan içime ağlıyordum. Çok sıcak bir yazdı, üzerimize çullanmış insanların ter kokusu midemi bulandırıyordu. Cenin gibi arka koltuğun ortasında kıvılmıştım, beni korumaya çalışan erkek arkadaşım üzerime kapanmıştı. Onun kapatamadığı yerlerimden yakalayanlar etlerimi buruyordu. Neden bize bunu yapıyorlardı? Neyin hıncını bizden alıyorlardı? Onlar hiç öpüşmemiş miydi? Ne zaman bitecekti bu işkence? Ne kadar sürdüğünü hatırlamıyorum ama sonunda hırslarını alıp yanımızdan ayrılırken üstümüzün başımızın paramparça olduğunu çok iyi hatırlıyorum. Biz sadece öpüşüyorduk ama o iki araba dolusu insan bize o öğleden sonra tecavüz etti.

Kuzenim ne zaman döndü, o halde nasıl dağdan indik, paramparça üstümüz başımız eve nasıl yürüdük, kime ne dedik içeri girerken, hafızamda hala kocaman bir boşluk. Kendimi arkadaki küçük odaya kilitledikten sonra kapıyı zorlayan kuzenimin sesini ve sonrasını hatırlıyorum. Birkaç dakika sonra, kendimi beşinci kattaki evin camından aşağı attım. O gün ölmediğim için bugün yaşıyorum. O gün ölmediğim için bugün yazıyorum.

Çok yakınınızdan birini kaybettiyseniz eğer bilirsiniz, ‘yetti artık’ dediğiniz anda gidecek bir yeriniz vardır: onların yanı. Gidip de dönen, dönüp de anlatan yoktu, benimse ne cennete ne de cehenneme inancım vardı ama camdan atlarsam, halı silkelerken balkondan düşüp ölen annem ve iki aylık hamile olduğu cinsiyeti bile belli olmayan kardeşimin yanına gideceğime inandım. İki saniye sürmüyor beşinci kattan aşağıya düşmek ve hayatın film şeridi gibi gözlerinin önünden de geçmiyor. Artık üniversite sınavına girip Istanbul’u kazanmak anlamsız oluyor. 18 yaşını doldurup, kimliğini göstere göstere bara gitme hayallerin şaçmalık oluyor. Yatağını istediğin zaman toplayacağın, duvarları kırmızıya boyayacağın, yıllarca izin verilmeyen kedini besleyeceğin kendi evini tutma planların manasız oluyor. Bugün bunları yazan Fulsen, on altı yaşındaki Fulsen’in karşısına çıksa ‘bak ne güzel bir kadın oldum’ dese, yine de ‘istemem kalsın’ dediğin andır o iki saniye. Nereye gittiğinin bilgisine haiz olmasan da her yer buradan daha iyidir dediğin andır o iki saniye.

Ölemedim. Beni hastaneye yetiştiren ambulanstaki görevliler geleceğim için ölüm ya da kısmi felç öngörmüş olsalar da ben vücudumda bir kırık bile olmadan iki gün sonra taburcu edildim. Herkese ‘Ben yaramaz bir çocuktum’ diye yalan söylediğim tüm dikiş izlerim o günden hatıradır, oysa ben hiçbir zaman yaramaz bir çocuk olmadım. Yalan söyledim hepinizden özür dilerim. Ama oyun oynarken kayalardan düştüğüm yalanına o kadar inanmıştım ki, on altı yaşımda intihar ettiğimi ben bile hatırlamıyordum.

Hastane yatağında ateş nöbetlerinde hezeyanlar geçirirken, saçlarımı okşayan kimse yoktu yanımda. Utanç nesnesiydim. Taburcu olup, on altı yaşında bir genç kız olarak camından atladığım eve, on altı yaşında bir ‘kadın’ olarak döndüm. Türkçede yaygın kullanım haliyle, ilk sevişme sonrasındaki kızlıktan kadınlığa geçiş değildi bu. O yıllarda evlenmemiş bir kadına, yanlışlıkla ‘kadın’ denilse, hemen utanılıp ‘kız’ diye düzeltilirdi. Babamın bakire olup olmadığım sorusuna iki gün boyunca cevap vermeyi reddettiğimde suratımda patlayan tokatla kadın oldum ben. Babaannemin bana itimadı tamdı. Ben hastaneden çıkmadan tüm beldeye yayılan dedikoduların önünü kesmek, namusumuzu kurtarmak ve kendi inancının ispatı için mahallenin ebesini çağırıp kızlık kontrolü yaptırmaya teşebbüs ettiğinde ben kadın oldum. Daha bir erkeğin mahrem yerlerine dokunmamışken, yeni yetme memelerimi daha kimse ellememişken kadın oldum. Babamın, dedemi arayıp ‘Gelip alın bunu’ dediği gün kadın oldum. Dedem gelip beni alana kadar evden değil, arkadaki küçük odadan bile çıkmam yasaklandığında kadın oldum ben.

Dedem geldi, beni evimize götürdü. Yolda açıklama yapacak oldum, susturdu. ‘Hiçbir şey sormayacağım sana. Yarın sabah bu otobüsten indiğimizde yeni bir sayfa açacağız ve baştan başlayacağız’ dedi. Biz de öyle yaptık. Konuşmazsak herkes unutacaktı çünkü, hiç yaşanmamış olacaktı. Yavaş yavaş silindi hafızalardan. Bugüne kadar aile içi sohbetlerde çok az da olsa intiharım anıldı da iki araba insanın beni linç ettiği neden hiç konuşulmadı? Herkes gerçekten unuttu mu? Hafızam böyle bir anı, on yıl boyunca benden bile nasıl sakladı? Bana bile nasıl unutturdu? Neden kimse o insanların karşısına çıkıp hesap sormadı da benim intiharım utanılacak, unutulacak bir hikaye oldu?

Ben mi? O günden sonra artık yaşamıyor olabilirdim. Yaşadım. Bir daha hiçbir adamı öpemeyebilirdim. Öptüm. Gecenin bir vakti boş bir sokaktan yalnız, hatta sevgilimle bile geçemeyebilirdim. Geçtim.  Torun oldum, yeğen oldum, abla oldum, iyi arkadaş, sağlam dost oldum, çok güzel bir şey oldum da bir türlü kadın olamadım. Kadın olduğum gün canım o kadar yandı ki kadın olmayı reddettim. Ben mi? İki üniversite mezunu eğitimli(!), kültürlü(!), çalışkan bir kadın(!) olarak, on altı yaşında sadece öpüştüğüm için darp edildiğimi, on altı yaşında intihar ettiğimi utanarak unutmuş bir kadın olarak aranızda dolaştım.

Bu akşam unuttuklarımı hatırlayarak, kadınlığımla barışıyorum. Bu satırları yazan parmaklarımın ucuna sürülü 321 numaralı ojenin kırmızısında kadınlığımı seviyorum. Sevgili Pizzacı, lütfen bana ücreti mukabilinde kalp şeklinde bir pizza getir. Hatta bir kadın tanıyorum, adı bende kalsın, her gece cinsel istismara uğrarken şu bu ne der diye yıllarca evliliğini sürdürmüş bir kadın; birazdan yönetim kurulu toplantısından çıkacaktır, onun için de bir tane getir. Bir genç kadın bilirim, ayrılmak istediği için sevgilisi tarafından hanesine tecavüz edilmiş, sokak ortasında şiddet uygulanmış, yatakta neler yaşadıklarını annesine anlatma tehdidinin altında ezilmiş, aylarca sesi çıkamamış; vizeleri var bu hafta, onun için de alayım. Ayrılmak istediği için kocası tarafından bunun bir hastalık olduğuna kanaat getirilmiş, tedavi adı altında yine kocası tarafından günlerce rehin alınmış bir kadın var, onun için de bir tane ekle. On yıldır tanıdığı ve kırk gündür kocası olan adamın falanca belediyenin vermiş olduğu yetkiye dayanarak boğazına yapıştığı bir kadın var, onun için de yap bir tane. Şimdi hepsini saydırma bana, benim bilmediklerimi de ekle. Sonuçta bizim günümüz değil mi, tüm gün çalıştık yorulduk, parası neyse verelim. Yeter ki kadınlığımız bizde kalsın.

Kategori:Hatıraİtirafname

213 Yorum

  1. gülşen gülşen

    Ahhh bee kadın ahhh !… Sana bunları yapana mı kızayım, insanım diye ortalıkta dolananlara mı ? hayallerini yıkana mı… canını yakanlara mı :(.. hamdolsun ki, tüm acılara rağmen dim dik ayakta durmuşsun.. bütün yıkılanlara inat rabbim bu saatten sonra yüzünü güldürü inşallah .. iyiki yaşamışsın ve rabbim aldığın her nefeste yâr ve yardımcın olsun..

  2. Helal olsun bize ayna olduğun için.Dünyadaki en acımasız yaratıklar olarak Fulsenden bende ÖZÜR Diliyorum.Üzgünüm…İnşallah son olur…

  3. Zeynep Zeynep

    Sevgili fulsenim,arada bir gorusuruz ama sen benim hep kalbimdesin.bugun burda oldugun,nefes aldigin ve guclu bir kadin olarak hayata tutundugunicin mutluyum.ss.

  4. utku utku

    bu kadınlık edebiyatını ben anlamıyorum.kadın ve erkek eşitse neden kadın edebiyatı yapılıyor da insan diyerek insanlığımızı hatırlamıyoruz?yaşadığınız olay evet çok kötü bir olay.intihar girişiminiz de 16 yaşında olduğu için gayet anlaşılabilir.ama hala bu edebiyatı sürdürmeniz bana samimi gelmiyor.bu ülkede neler var.ne çocuklar ne istismarlara maruz kalıyor.bakın ben kadınlar veya kız çocukları demiyorum.dersem ya insan derim ya da çocuk derim.bunun kadını kızı erkeği bilmemnesi olmaz.siz ise devamlı ama devamlı bir kadın edebiyatı yapıyorsunuz.şu yaşadığınız içler acısı olaylara rağmen içimde artık itici bir yankı uyandırıyorsunuz.yapmayın.çocuk deyin insan deyin.
    madem samimisiniz neden şiddet gören çocuklar bu kadar dilinizde değil.şiddeti erkek de görüyor.siz hep bir açıdan bakmaya mahkum olmuşsunuz.madem kendi davranışlarınızı bazı şartlar altında yaşanmasıyla meşrulaştırabiliyorsunuz o zaman şöyle de bakın olaylara, o size şiddet uygulayan insanlar veyahut dediğiniz erkek şiddetine maruz kalan kadınlar acaba hangi şartlarda büyüyen erkekler tarafından o bahsettiğiniz kötü muameleleri gördü?ailelerinden şiddet görüp bir sürü sorumluluk sırtına yüklenen erkekler mi?her zaman ev geçindirme eve ekmek getirme görevi sırtına yüklenen bu psikolojiyle büyüyen erkekler mi?yoksa pipilerinden bir parça kesilince erkek olacakları söylenen erkekler mi?kadın psikolojisini incelemekten sorunu yarattığını savunduğunuz erkek psikolojisini incelemeye vakit bulamıyorsunuz.çünkü bencilsiniz.

    ben tüm kadınları tüm erkekleri tüm insanları artık cinsiyet bildiren kelimelerle insanlığı savunuyormuş gibi yapmayı bırakmaya davet ediyorum.çocuk deyin insan deyin.bırakın kendinize acımayı ve şov yapmayı.yeter artık.samimiyetsizliğiniz midemi bulandırıyor

    • anonim 10 anonim 10

      Özellikle Türkiye’de ve dünyada da şiddet gören erkek oranı şiddet gören kadın oranının kaçta kaçıdır? Bunu bir araştırınız. Ben de kadın ve erkek arasında tam bir eşitlik arzuluyorum ama 10 kadından 4 ü sadece aile içi şiddete mazur kalıyor (diğer şiddet durumları hariç). Doğal olarak kadınlara özel bir hassasiyetle eğilmek, bu konuda çok daha fazla çalışmak/önlem almak gerekiyor. Yoksa hepimiz insanız, bunu sizin yazınızdan önce de biliyorduk.

      • utku utku

        kaçta kaçıdır gibi bir istatistiğiniz varsa buyrun getirin.çocuklar erkek veya kız çocukları büyük oranda şiddet görüyor.belki kız çocuklarından bile fazladır erkek çocukların gördüğü şiddet.erkek çocukları farklı psikolojik baskılara kız çocukları farklı baskılara maruz kalıyorlar.siz bir kötü durumu tespit edip çözüm üretme aşamasına geldiyseniz önce sorunun kaynağı kabul ettiğiniz erkekleri araştırın.ne gibi şeylere maruz kalıyorlar da bu kadar şiddet yanlısı oluyorlar.asla hiçbir şey şiddeti haklı çıkaramaz evet ama toplumsal bir sorunu ele alıyorsanız gerçekçi yaklaşmalısınız.bu da devamlı kadın kadın diyerek olmaz.

  5. 59 plymouth 59 plymouth

    Yıl 1985, Ankara garı, sevgilimle -şu andaki karım, ayrı şehirlerdeyiz, ayda, 2 ayda bir özlem gidermek hafta sonu şehir değiştiriyoruz, çok mutlu 2 günden sonra ayrılık çok zor oluyor, ben vardiyalı çalışıyorum, 23.00’de işe gideceğim, 22.30’da da tren kalkacak, 7..el aldığım hurdadan hallice bir arabam var, garın otoparkındayız, ben direksiyondayım, onun başı omzumda, öylece konuşmadan oturup o sesli ben sessiz gözyaşları döküyoruz. Birden sol cama sertçe vurulmasıyla irkildik; dev gibi bir polisti, “gelin bakalım ahlaksızlar” cümlesiyle inip şok bir halde gar karakoluna götürüldük, hakaretler ve aşağılamalarla geçen ilk dakikalardan sonra kimlikler istendi. Sanırım bi tanemin verdiği işyeri kimliğindeki meslek ibaresi ve trenin kalkmasına 5 dakika kalmış olması daha fazla eziyeti durdurdu. “Hadi gidin ahlaksızlar” cümlesiyle en mutlu! ayrılığımıza gönderildik. Kimlikteki mühendis ibaresi mi işkenceyi sınırladı yoksa bir taşra garında daha mı farklı olurdu hala düşünürüm.
    Demem o ki bu tür şeyler bu ülkede yaşanıyor ve böyle giderse yaşanacak da. Dikkat çekmek için kimsenin ajitasyon yapmasına ihtiyaç yok. Ayrıca değişik olacağım diye kaleme alınan Ahmet Çakar, Hıncal Uluçvari yazılar da saçma. Böyle yazıp ben çok zekiyim, olayları farklı açılardan da görürüm bakışı sadece komik…

  6. zlfy zlfy

    Maalesef yaşadığımız toplum sırtımıza taşıyamayacağımız yük yükler. Sorumluluklarımız fazla. Akrabalar ne der, komşular ne der, o ne der, bu ne der. hiç bir zaman kendimiz olamıyoruz, kendimiz için yaşayamıyoruz, Fulsen sen cesursun, yaşadıklarına rağmen hayatına devam etmişsin. ama hayata hep olumsuz yönden bakma, unutma bu ülkede kaderleri senden daha kötü olan bir sürü kadın var, çocuk gelinler, babası tarafından cinsel istismara uğrayanlar, daha neler, neler…..

  7. Beste Beste

    Çok beğendim demeye dilim varmıyor… Ama dik duruşunuzu çok beğendim diyebilirim sanırım.

  8. tuncanabeel tuncanabeel

    Dünyada senin gibi bir kadın olduğu için mutluyum. Başka söyleyecek sözüm yok.

  9. Ayse Ayse

    Donakaldim. Benim bildigim Turkiye de bu. Paylasiminiz icin tesekkur ediyor, mutluluk, sihhat, ve basarilar diliyorum.

  10. Mehmet Mehmet

    Tanıyorum o insanları. Onlar, evlenene kadar etrafta öpüşmek ve fazlası için “kız peşinde koşan” evlendikten sonra namus bekçisi görünümünde evde karısını çocuğunu dövüp dışarıda başkaları hakkında fanteziler kuran ve hayatları boyunca temiz duygularla öpüşen iki çocuğun hislerini anlayamayacak ve bunu gerek anane gerekse din ile desteklemeye çalışan yurdum insanıdır. Ergenlik anlayışları 14-16 yaşlarında yolda yürüyen birisinin (30 lu yaşlarda olan benim) üzerine yürüyüp bıçaklamak la tehdit etmektir. Budur bütün “delikanlılık” onlar için. Bir şekilde bu yazıyı okuyup başınızdan geçenlerden haberdar olan bir gurup insandan birisiyim. Sesinizi duymamız gerçekten tesadüf ve sesini duyuramayan çocuk yaşta başlık parası ile satılan yada bir erkek ile öpüştüğü için murdar olduğu söylenip “AİLENİN ERKEKLERİ” tarafından tecavüz edilip sonra da öldürülen ve hikayesini asla duyamayacağımız insanları düşündükçe durumun vahametini daha iyi fark ediyor insan. Tek söyleyebileceğimiz “üzgünüz” demek. Bu da hiç bir şeyi geri getirmiyor. Üzgünüz…

  11. akın akın

    Tek kelimeyle sen mükemmelsin ablacığım iyi ki yaşıyorsun. Her şeye inat var olmak gerek böyle insanların karşısında doğrusu bu demek lazım… Tek sorun birbirimize destek olamamamız, tek başımıza kalmamız. Belki de duygularımızın sömürülmesindendir, hiçbir şeye inanmak istemeyen insanlara dönüştürülmemizdendir…

  12. pylz pylz

    hayvanlar…. gerçekler böyle olmamalı kız ya da kadın olmak korkutmamalıydı bizleri. sen ne güzel betimlemiş bizim önümüze sunmuş ve bunun yanında kendinle barışabilmişsin. bunun gerçekten teşekkürler

  13. emin emin

    ergen zamanında bütün bunları taşımak hiç kolay değil hele ki o zamanlarda yaşadığın ortamda, öyle sağlam bir karakterin varmış ki tüm bunlara göğüs gerip hayata bir şekilde tutunmayı başarmışsın,erken olgunlaşmışsın ve eğitimine devam edip iş kadını olmuşsun, geçmişe takılıp kalmadığın için , ailen yanında olmamasına rağmen çaba sarfettiğin için , umutlarını yeşerttiğin için,son sözünü söyleyip çekilmediğin için tebrik ediyorum

  14. zilito filit zilito filit

    Fulsen ne ya? Öyle bi isim bırakmış bi ebeveyn sizce kiz çocuğunu mahalle baskısına maruz bırakır mı? Dedesi yanina alacakmış ta, herkes susacakmis ta, unutulacakmis ta………… Tutarsız kurguyla yazılmış, paragrafı bile nerde yapacağını bilmeyen bilmem ne kurul baskani v.s.. feminel karapropoganda.! Bu kurgu yaziyi beğenen bence sözde hikayedeki iki araba dolusu tecavuzcuden baskasi olamaz! Kadınları sever ve sayarım; onun içindirki bu tür kurmaca hikayelerle gercekte hayati karartilmis, tecavüze uğramış, dayak yemiş, öldürülmüş, intihara zorlanmış ve saymayı beceremediğim bir ton eziyete maruz bırakılmış binlerce kadının dramını onlara inanan erkekler gözünde küçük dusurmeyin.! (Annesi şiddete maruz kalmış, sevgilisi tecavüze uğramış bir erkek..!) Rica ederim..

    • akın akın

      Gerçek ismini kullanmamış olabilir arkadaşım bu ihtimali göz önünde bulundurman lazım bence…
      Neden kullansın ki hala toplumumuz böyle şeyler yaşamış olsa da öpüşme kısmına takılacak zihniyette. Önemli olan kadının veya erkeğin seks yapması değildir, insana insan olduğundan dolayı saygılı davranmaktır çok salak bir ülkemiz var neyse sana da sanki farklı görüşlerin varmış gibi yazdım kusura bakma…

      • Isil Isil

        gercek olma ihtimalini icin bile, onu uzecegini dusunmeyerek, ‘ben her olasiligi dusunurum, zekiyim ben’ mesaji vermeye calisarak, egonun pesinden giden ezigin tekisin adin her neyse.

  15. Barış Beytekin Barış Beytekin

    Neden insanlar bu denli sığ düşünceli olurlar ki? O iki araba dolusu insan hiç mi çocuk olmadı, hiç mi çocukluğun verdiği bir macera yaşama isteğiyle karşılaşmadı? Herzaman iyi,herzaman ailelerinin sözünü dinleyen akıllı çocuklar mı oldular? Çocuk bu, doğru da olsa yanlış da olsa sürekli farklı eylemler içerisinde bulunmayı sever. Bunu ya en yakın arkadaşıyla evden kaçarak yapar ya daha bilmediği aşk duygusuna kapıldığını sandığı kendisi gibi çocuk bir başkasıyla masumane birer öpücükle yapar. Böylesi bir hadise karşısında o çocuğun hayatını değiştirecek davranışlarda bulunmak kimin haddine,kimin büyüklüğüne. Ha diyelim ki yukarda belirttiğim tüm özellikler var sende, sen hep akıllı bir çocuktun hep en doğruyu yaptın. O halde bu durum karşısında daha ılımlı davran; davranışları hoşuna gitmediyse al, bu davranışın uygunsuzluğunu anlat. Anlat ki insanlığını yap, çocukta senden insanlık öğrensin. Umuyorum ki dünyada yapılmış,yapılan ve yapılacak olan tüm kötülükler gün gelir kötülüğü yapan kişilerin önüne birer ders olarak geri dönsün. İnsanlar değerli varlıklardır, insanlar birbirinin sevgisine,ilgisine,varlığına,bilgisine,doğru bildiklerine muhtaçtır. Onlarla iletişimlerimizde lütfen en iyi olalım, en saygılı olalım.

  16. mertkan mertkan

    İlk olarak yasadıklarını cok iyi ifade etmissin sevgili Fulsen. Yasadıklarını bizimle paylastıgın icin cok tesekkur ederim. Bunları gordukce bizim gibi insanların birbirine ne kadar baglanması gerektigini anlıyorum. Ikıncı olarak malesef bu durumu anlayamayacak insanlar olacaktır, ki goruyoruz su an.. Bu insan müsveddelerine cevap bile vermemek lazım. Ne kadar anlatırsak da anlamazlar, anlayamazlar. Bosveriniz.. Kimse onları umursamadıkca belki akılları baslarına gelir. Konusarak olmuyor zira.
    Sevgiler.

  17. Yeşil As Yeşil As

    Gerçekten zor bir hayat ve başarılı bir yazı olmuş. Sanırım benimde daha 18 yaşındayken 35 yaşındaki bir bayanla yaşadığım ilişkiyi kaleme almamın zamanı geldi.

  18. mehmet mehmet

    kelimelerin bu kadar kifayesiz olduğunu bilemezdim. yaşadıklarını anlayamam ama yüreğime oturdu yazdığın insanlardan utandım , düşünce yalnızlığımdan utandım… yüreğine sağlık diyemem tekrar tekrar hatırlamak iyi mi kötü mü bilmiyorum ama sen büyük bir ”KADINSIN”..! bambaşka bir kapımı açtın sağol varol iyiki okumuşum….

  19. Selin Selin

    İyi mutlu olacagim diye ugras, astim bunlari tum dunyaya ilan olsun de, dunyanin en muthis paragraflarini doktur. Sonra bir an biri damarina bassin, ufacik bir sey sana o gunu hatirlatsin. Sonra hala anlam veremedigin o sucluluk duygunu hakli cikarmak icin gereksiz bir kavga cikar ya da terslik yap da sana birileri ceza versin. Desinler ki deli bu, sagi solu belli olmaz. Yalniz biraksinlar ya da. Sen hayatin boyunca sucun olmayan bir seyin cezasini iste etrafindakilerden ama bunun da farkinda olma. Sonra otur dusun ben neden boyleyim diye. “İyiyim ya ben” de sonra. 30 u gectim ama artik iyiyim… Umarim bir nokta da gercekten iyi oluyordur insan. Sevgiyle kal…

  20. Ege Ege

    Allah belalarını versin gerçekten iğrençler. Bu gibi yazıları okuyup “sen de tahrik etmişsin :(” gibi şeyler söyleyebilen ‘insanların’, şiddete, tecavüze onay verebilen tecavüzcü, linççi zihniyetlilerin, seks manyaklarının, abazanların da Allah belasını versin. Psikopatlar. Yarın öbür gün çocuk tacizine de ‘tahrik vardı’ diyebilecek tıynette insanlardır bunlar. Prim vermeyiniz. Neyse. Fuls çok güzel anlatmışsın. Sen çok yaşa. Sana çok büyük saygı duydum.

    • Yasemin Yasemin

      Zaten bu olay çocuk istismarına giriyor ki. Olayı yaşayan olarak 16 yaşında bir kız çocuğundan söz ediliyor. Durum(eleştirilen yorum) zaten en had safhada vahim, kısacası.

      • Ege Ege

        Evet, haklısınız, kesinlikle. Zaten bu çocuk istismarıdır. Kendimi iyi ifade edememişim yorumumda. Ama gerçekten bu olayda dahi tahrik arayan 16 yaşındaki küçücük kıza ağzından salyalar saçarak saldıran, bekaret muayenesine götüren, kısacası kendi psikopatlığıyla çocukların hayatını karartan beyinsiz yaratıkların ölmesini diliyorum.

  21. Gamze Gamze

    Çok şanslıymışsın, Fulsen! O gün Faruk Pehlivan’a da rastlayabilirdin!! Hatta erkek arkadaşın HİNTLİ bir Faruk Pehlivan olabilirdi?!?! Aman tanrım, hayal bile edemiyorum…

    • faruk pehlivan faruk pehlivan

      evet gamze o gün keşke bana rastlasaydı Fulsen. emin ol hayatı daha mutlu geçerdi. çünkü böyle olumsuz bir olayı yaşamamış olurdu. ama ömrü boyunca kafayı takacak başka olumsuzluklar arayıp dururdu. hayatımızdaki olumsuzukları örtelim kapatalım….yoksa o olumsuz olaylar bizim hayatımızı kapatır.

  22. Isil Isil

    keske gelmeseydi basina boyle bir sey, allah belalarini versin, bunlarin yasanmamasi icin mucadele etmeliyiz, acılarının hepsi sana hepimize güç olarak dönsün. yanındayız.

  23. faruk pehlivan faruk pehlivan

    evet arkadaşlar….nem kapmak için rutubet arayan okadar çok insan varki çevremizde…bazen çok yakınımızda…yıllarca…ve bunu sadece nem kaptıklarını kustuklarında anlayabiliyoruz…o kişilerin bu özelliklerini anladığımda bazen bilerek nem salıyorum etrafıma, rutubet kapmakta zorlanmasılar diye….ve olaya sadece onları rutubetlendirmeyi başardım gözüyle bakıyorum…bu olayıda böyle düşünürsek….fuls ve partneri iki araba dolusu insanı rutubetlendirmiş olmuyormu ? günümüz tabiriyle arada orantısız bir güç var ve partneri onu koruyor…bu bir şans değilmi…böyle bir partnere sahip olmaktan mutlu olmak varken…neden hep karamsarlık…ülkemizde mahalle baskısı nedeniyle insanlar en yakınlanın hayatına son veriyor…ama bizim baba kızını ortamdan uzaklaştırıyor….dede sahipleniyor…bütün bunları şans ve sahip olduğumuz ama farkında olmadığımız kıymetler olarak değerlendirmemiz lazım değilmi?
    bilgelik yapmıyorum, sadece olaylara farklı açılardan bakılabilir…yoksa noterden bir farkımız olmaz…ve insanların yaşadığı olumsuzlukları katmerlemiş oluruz.

    • ipek ipek

      Faruk pehlivan yanlis yazmissiniz, kimse soylediklerinize katilmiyor cok da haklilar. yanlis anlasilacak birsey yok yazdiklarinizda. hic kimse hic kimseyi ‘tahrik etmiyor’ istedigini yasayarak, rutubetlendirmis olmuyor. saldirgan davranislarindan sorumlu olanlar yine o kine sinire kizginliga kapilanlar, kimse kimseyi kizdirmis veya ‘rutubetlendirmis’ degil. boyle soyleyerek, siz de kurbana yuklenmis oluyorsunuz. iyi birsey soylediginizi zannedip bir de sanssliymissin demeniz var ki, sanki cok buyuk bir yurege sahip gibi… hayir, o da yanlis: basina gelen kotu olaydan boylesine etkilenen birine ‘senin yasadigin olayda ne var ki, buyutmeye gerek yok’ demek ona destek olmak demek degildir, aksina yasadiklarini hissettiklerini kucumsemektir. Saygisizliginiz ve agzindan cikani duymaz tavriniz tabi ki herkesi cileden cikartti. az da olsa insanliginiz varsa eger, gelen tepkileri ciddiye alip, yazdiklarinizi ve duygularinizi gozden gecirir, yazi sahibinden ozur dilersiniz. sizin gibi odunlarin vicdanlarini susturmak icin sarfettigi cumleler, kurbanlarin sesini zalimlerden daha cok bastiriyor. yaziklar olsun!

    • sevilay sevilay

      biz bu yüzden bu haldeyiz.ve bu kadın bu yüzden o dayağa maruz kaldı. farklı fikirlere saygı göstermek yok. sen sadece iyi düşünebilir keşke öyle yapsaydı hayatı daha güzel olurdu demek istedin ama bazıları iyikide olmuş şanslısın diğerlerinde hiç suç yok demk istediğini düşündü. başkalarının yaşamına fikirlerine o kadr uzağız ki hepimiz benciliz aslında.anlamadan dinlemedn fikr sahibi oluyoruz boşver. yazdıklarını yargılarken aslında aynı zulmü yaptıklarının farkında değiller.ha iki insan öpüştü diye onu dövüyorlar ha fikirlerini söyledi diye. boşver biz hepimiz benciliz

      • ipek ipek

        SIZ bencilsiniz evet. biz degiliz. biz haksizliga ugradiginda bile sukretmek zorunda olanlariz. biz sesi azicik ckinca yok sayilan, yetmedi yasadiklari kucumsenen, o da olmadi ‘bak soyle de bir bakis acisi var’ diye hala israrla ustune gelinenleriz. biz iyi bilmeyiz pehlivan daha iyi bilir. biz ona ‘sss yavas ol bakalim’ diyemeyiz, o daha iyisini bilir. biz sizin hem zulmunuzu cekeriz, hem sikayet edemeyiz… sikayet edilecekse onu da siz yaparsiniz. dert yanilacaksa en guzel, en dogru siz dert yanarsiniz. en dogru yolu gosterirsiniz sukret diyerek… biz, siz bize yaz kis gece gunduz hastalikta saglikta olum bizi ayirana kadar ustuluk taslayabilin diye yasiyoruz. rahatiniz bozulmasin tabi, bosverin…

    • zlfy zlfy

      faruk pehlivan ne anlatmak istediğini çok iyi anladım. ama çok yanlış ifadeler kullanmışsın. unutma burası Türkiye. insanlar olaylara hep olumsuz yönden bakıyor. aslında bilerek ve isteyerek kendimizi üzüyoruz. moralimiz çok iyiken bile arabesk dinleyip hiç aklımıza gelmeyen olumsuz olayları hatırlayıp kaderimize ağlamıyor muyuz. Oysa hayatımızda hep kötü olaylar olmaz.

      • faruk pehlivan faruk pehlivan

        yorumcu arkadaşların hepsi, yorumumdaki ilk paragrafa takılı kaldı…devamını anlayamadı. evet olumsuz bir olay olmuş…ama böyle bir olay yaşadım diye ömrünü karatmaya değermi? bazı olumsuz olaylarda büyüklerime soruyorum…neden böyle oldu diye…genelde aldığım cevap…oğlum vardır bir hayırlı tarafı şeklinde oluyor.(yani olumsuzluklara fazla kafanı takma-takılı kalma demek istiyorlar) tabiiki fulsenin yaşadıklarının hayırlı bir tarafı olamaz…ancak yıllarca üzülüp kahrolmaktansa, kişi kendisini rahatlatacak ortamdan-buhranda uzaklaştıracak bir çıkış yolu bulabilir, düşünebilir. olaylar daha kötü gelişseydi benim halim ne olurdu diye düşünebilir….ve bir süre sonra bunalımını atlatabilir. bune ya 16 sında olumsuz bir olay yaşadın diye tüm hayatını bu olaya esir et.

    • hayır, rutubetlendirmiş olmuyor, hala insanların özgürlükleri hakları konusunda kafanız karışık olmalı, daha kadınlığını yeni keşfettiği bir yaşta, dövülürken yanında yaz aşkı*nın onu korumasına niye sevinmesi gerekiyor ? babası dedesi sahip çıkmış değil, dolaba kitlenmiş, kızlık zarı muayenesi yaptırılmış, o kızını döven insanlara hesap mı sormuş da sahip çıkmış diyorsun, farkında olunmayan kıymetler değil bunlar, bu kadın bu olaylara gömülmüş olsaydı bu yazıyı yazamazdı. Madem farklı açıları seviyorsunuz önce gidip bu bakış açısını öğrenin, basit ve hayattan anlamayan biri gibi algılanıyorsunuz ki öylesiniz anladığım kadarıyla, babası namustan kızı vurmadığı için, arabada dövülürken erkek arkadaşı üzerine kapandığı için bu olayı kafasına takmayıp normal yaşaması bu iyii yönlere aa ne kadar şanslıyım demesi lazım diyorsunuz net bir şekilde. Kusura bakmayın sandığınız hayat bu değil, azıyla yetinmekten normalini unutan insanlar çok şu ülkede

      • faruk pehlivan faruk pehlivan

        evet edasuceylan,ben hep olayların 360 derece etrafından bakıp, en hafiflerini bazen şans olarak niteliyorum…öncelikle tartışma ve fikir üretme erdemine sahip olduğun için sana teşekkür ederim. çünkü; bazı yorumcular yazdıklarımı anlamakta güçlük çekmiş veya anlamak istememiş ve hemen hakaret etmek için fırsat buldum bari bu fırsatı kaçırmayayım diyerek hakaretlerini sıralamışlar, tıpkı o iki araba dolusu insan gibi. o kötü olayları kafaya takmamak mümkün değil…ancak bana göre bu kötü olayların etrafında yıllarca dönüp durmamak lazım…sadece bu hikayeyi okuyanlara veya başına böyle kötü olaylar gelen kişilere farklı düşünüp bunalımda çıkılabileceğini anlatmak istedim…ama yanılmışım demekki…bilgelik yapmıyorum…en cahil anadolu insanı bile vardır bir hayırlı tarafı deyip, farklı düşünebiliyorsa bilgelik bunun neresinde…ülkemizdeki toplum baskısını biliyorsunuz….evet babanın yaptıkları…ebeye bekaret kontrolü yaptırmak iğrenç birşey….ama en azından (toplum-aile-sülale-aşiret ne derseniz deyin adına) baskısıyla daha kötü şeyler yapmamış…kafasında oluşan travmayı büyütmemiş…o bile bunalımını kızını ortamdan uzaklaştırarak bitirmiş…devam ettirmemiş…çevresine dur çekmiş…bizimde böyle yapmamız gerektiğini düşünüyorum…olayların farklı yönlerini düşünüp bulacağımız çıkış yollarıyla biraz rahatlamak ve bunalıma-talihsizliğe durrrrrrr….beni daha fazla yıpratamazsın diyebilmeliyiz..

  24. Asabi insan Asabi insan

    Şu anda bu herifleri ve ailelerini bulmak, beşikteki enikleri dahip topunu gebertmek geldi içimden. Bu toplumun içindeki bu cürüfatı aman vermeden gebertmeden düze çıkılmaz.

  25. Hayat zor. Hayat sadece bana, size, bize değil, hayat herkese zor, herkese başka biçimde zor. Kolayı yok bunun. Hiç olmadı, hiç olmayacak. Bunu bilerek, bundan güç olarak yine denemek lazım. Nasıl demiş söyleyen: denedin, yenildin, yine dene, yine yenil, bu sefer daha güçlü yenil. Olayın kadın olmayla, erkek olmayla, genç veya yaşlı olmayla ilgili olduğunu sanmıyorum. İnsan olmayla alakası var. Ve korkarım, insan derken bizim hayalimizde canlandırdığımız fikir ile, gerçek hayatta insana karşılık gelen şey arasında aşılamayacak kadar büyük farklar var. (Tarihi gözönüne getirmek lazım, en çok konuşulmuş, en kolay kabul edilen konulardan birisi olduğu için nazileri düşünebiliriz mesela, veya şu ünlü stanford hapishanesi deneyini) İnsan dediğimiz şey, hayallerimize benzemiyor işte.
    Geçmiyecek, ama geçmiş olsun. Yaralarımızla birlikte, yaralarımızı severek yaşamayı öğrenmek lazım sanırım, eğer devam edecek isek.

  26. faruk pehlivan faruk pehlivan

    evet…yaşadıklarını tasvip etmiyorum….iki araba dolusu insanı çileden çıkarmayı başarmışsın…ama bu olayı kafanda büyüterek hayatını olumsuzlaştırdığını düşünüyorum…aslında çok şanslıymışsın çünkü seni koruyan bir partnere sahipmişsin…bazen kötü olaylar, insanlar olacakki iyilerin kıymetini bilelim. tabiiki olay anında 16 yaşında olduğunu unutmamak gerekiyor. ama sonra ileriki yaşlarda neden daha hala bu olumsuz olaylar nedeniyle mutsuz oluyorsun, örneğin: iyiki hindistanda değilmişim diye düşünerek mutlu olmayı başarabilirsin. bence hayat olumsuz olaylardan ibaret değil. biz sadece olumluları göremiyoruz…..

    • ben sanırım seni kürekle dövmek istiyorum faruk pehlivan…aferim sana / çok şanslıymışsın seni koruyan bir partnere sahip olduğun için… ????? şimdi bir kez daha dövülmüş olduk sanırım… bir kez daha düştük yukarlardan…çünkü bunca yara bile bazılarının durup düşünmesini sağlamıyor… ne şanslısın Fulsen sen bunları yaşadığın için !!!!!!!!!! aferim faruk pehlivan aferim sana ……

      • faruk pehlivan faruk pehlivan

        ya emine şanslı değilmi allah aşkına; 16 yaşında bir genç kız partneride olsa olsa 15-18 dir en fazla, ve iki araba dolusu insan saldırıyor….ve bizim oğlan kaçmıyor, partnerine siper oluyor…her başına kötü olay gelenin intiharmı etmesi gerekiyor veya kurtulduysa ömrünün sonuna kadar bu olayların kapsama alnındamı yaşaması lazım. bence kapsama alnından çıkabilmenin yolu, bu kötü olayların içinden şanslı olduğumuzu hissedebileceğimiz noktalarını bulabilmek…diyelimki sen beni kürekle dövdün…evire çevire….ben olaya şöyle baksam kötümü olur… ya amma sağlam bir kürekmiş…emine sayesinde sağlam bir kürek keşfettim….veya kemiklerim baya dayanıklıymış bu sayede öğrenmiş oldum….ben biraz polyannacıyım herhalde….

    • undisclosed undisclosed

      Faruk, aferin sana; “iki araba dolusu insanı çileden çıkarmayı başarmış” demek? İnsanların beğenmedikler bir durumda, başkalarını linç etme hakları var ve bunun suçlusu mağdur olan demek?

      Ne mutlu bize, bilgece sözlerini duyma şerefine nail olduk, ne mutlu!

    • aslı aslı

      “İki araba dolusu insanı çileden çıkarmayı başarmak” nasıl bir bakış açısıdır? Kadın en yazmış, siz en diyorsunuz? Akıl fikir diliyorum.

    • Sinan YILMAZ Sinan YILMAZ

      faruk denen insan evladı
      ne diyorsun oğlum sen? annenin sütü mü yetersizdi kçükken? pirinç unuyla mı beslediler seni?
      yaşadığın yeri söyle de sana da hindistanda yaşamadığın için mutlu olup üstesinden gelebileceğin bir kötülük yapayım.

      • faruk pehlivan faruk pehlivan

        evet sinan, o iki arabadaki insanlarda aynen senin gibi olayın sadece tahrik oldukları kısmını gördüklerinden bu saldırıyı yapmışlar…sanırım yazdıklarımı anlayamadın…

    • çok yazık…
      Çok şanslısın; eğitim kalitesi yüksek olan finlandiya gibi bi yerde doğmuş olsaydın emin ol zekandan dolayı özel eğitime alırlardı! Tabii iyi ki Türkiye’de yaşıyorum diye düşünerek mutlu olmayı başarabilirsin. bence hayat senin sığ bakışından ibaret değil. biz sadece sana hakaret etmeme yolunu seçiyoruz…
      O iki araba dolusu insandan, yolda , evde iş yerinde eşini, sevgilisini, iş arkadaşını taciz – tecavüz eden küçük penis sorunlu adamlardan hiç bir farkın yok. Eminim erken boşalma sorunun da vardır. Yetersizlik belirtileri bunlar…

      • faruk pehlivan faruk pehlivan

        size türk ceza kanununa bakmanızı öneririm….işlenen suçlarda tahrik indirimi diye bir madde var…olayda tahrik olmadığını düşünüyorsanız alın sevgilinizi aracınızda uluorta öpüşün. bunu yapmıyorsanız sizde tahrikin farkındasınız demektir. sanıyorum yazdıklarımı tasvip etmek olarak algıladınız ve boşu boşuna tahrik oldunuz.

    • tezer tezer

      Kes sesini Faruk Pehlivan! Bu ne bilmişlik, bu ne gaddarlık? Hayatında ucundan kıyısından geçmediğin deneyimlerle ilgili “olumlu yanından bak” demek ne kolay. Akıl vermek ne kolay. Ne de olsa erkeklerde bolca var o akıl. Vere vere bitiremediniz. Erkek egemen sisteme olumlu yanından bakmanın sizin için kolay olması ile bizzat toplumun “olumlu yanında” olmanız arasında bir bağlantı olmasın sakın? Fulsen’in başına tek bir şiddet olayı gelmemiş. O şiddet aile bireylerinden başlayarak toplumun şiddete uğrayan kadını “suçlu” ya da “hasta” gören zihniyetiyle sürdürülmüş. Siz de şimdi aynısını yapıyorsunuz. Fulsen’in verdiği mücadeleyi küçümsemek size düşmez. Siz gidin kişisel gelişim kitapları okuyup, onları yazan erkek arkadaşlarınızı alkışlayın. Fulsen’i ve şiddete maruz kalan kadınları rahat bırakın. Kadına karşı şiddet uzmanlığına soyunmayın.

    • fatma fatma

      genelde böyle durumlarda cevap yazmam, bir şey söylemem ben. Daha doğrusu karşımdaki insanın zaten başka bir boyut olduğunu görürsem uğraşmam ama bu sefer yapamayacağım.
      olaylara iyi tarafından bakmak elbetteki iyi bir bakış açısıdır hayata olumsuzluklara karşı. Ama demek zorundayım gene. Ama bunu yapılamayacağı ve zaten yapılmaması gereken durumlar var. 16 yaşında yaşadıklarının ağırlığına dayanamamış bir kız yazmıyor bu yazıyı(fulsen’inkinden bahsediyorum) 30’larında bu ülkede kadın olmayı başarabilmiş bir kadın yazıyor. Öncelikle bir yorum yaparken bunun farkında olmak lazım. ‘Aslında çok şanslınslıymışsın’ nedir yahu. kadın anlatıyor ya ileriki yaşlarda mutsuz olmamış. bu olay olmamış gibi davranmış ve bu şekilde davranmış her kadın bilir ki normal hayatınıza devam etseniz de bu sizi içten içe yiyen bir durumdur ve anlatmak temizlenmektir ruhunu o linççi canavarlardan temizlemektir.
      O kadar erkek ki bakış açınız. Biraz ufkunuzu açın derim ben.
      Asıl sorun şu bu ülkede buna benzer şeyleri hepimiz (kadınlar) yaşıyoruz. Çevirin sorun bir kadına ya kendi, ya çevresindeki bir kadın benzer durumlar yaşamıştır. Küçükken bindiği asansörde, 10 yaşında filandım, tacize uğramış zor bela kaçmış kovalanmış ve korkudan ağlayamamış bir kız çocuğuydum. Anneme bile anlatamamıştım. Bu durumu ilk birine anlattığımda 20 yaşındaydım. Olay bu zaten nedense yaşadığımızdan bir utanıyoruz, sıkılıyoruz.
      Neyse gelelim sadede, iyi ki ölmemişsin, yaşıyorsun ve yazıyorsun Fulsen…

    • ilk yorum benden gelmişti… bak etrafına… birbirini “çileden çıkarmış” bir sürü insan var… çocuklar ölüyor… insanlar yaralanıyor, tutuklanıyor… hukukta bunun indirimi varsa… akılda “çileden çıkarmaya” ölüm gibi bir ceza kesiliyorsa… ve hiç kimse “ulan ben salak birşey mi dedim acaba… demiyorsa bu zaten YANLIŞA YANLIŞ KATMAK…şimdi mesela bize kız arkadaşımla bunu yapsalar ben oturup “yahu haklı adamlar bende kabahat çileden çıkardım” diyeceksen de… de… ama bir de kız arkadaşına sor bakalım ne diyecek… geçti bunlar Fulsencim… çok üzüldüm bunlara ancak oradan kaçan değil üstüne kapanıp seni korumaya çalışan bir adam varmış buna sevindim yine de ” demek istemişsin de… kelimeler “iç” düşüncelerin kölesi bazen…

  27. Ayşegül diker Ayşegül diker

    Sence gebermişlermidir sana bunları yaşatanlar. Dilerim gebermişlerdir. Yaşıyorlarsa acı çeke çeke olsun sonları:)))

  28. Enes Yaman Enes Yaman

    Özür dilerim neden bilmiyorum ama bütün kadınlardan özür dilerim.Çok güzel yazmışın demek isterdim ama nasıl diyebilirim ki

  29. ben ne diyeceğimi bilemedim.. senin gibi bir kadın olduğu için bu dünyada mutluyum, umutluyum.. yada ne bileyim işte. garibim şimdi biraz..

  30. esin esin

    kelimeler anlamsiz kaliyor ve o 2 araba dolusu insanin vicdani ne durumdadir varsa ki…

    • Kalem Traş Kalem Traş

      ne vicdanı kekoda, barzoda, Türk’de vicdan mı olur, bu memleketin dar kafalı, şekilci, sığ insanında vicdan var mı? ego ve toplumsal egodan başka hiçbir şey yok, bu ülkede. cahillik, vicdansızlık, iki kişiye yüz kişi saldıracak korkaklık, batı özentisi değilim ama balkanlar dahil orta doğuya kadar format atılmalı şu coğrafyada.

  31. ne diyeceğimi ne yazacağımı şaşırdım, aslında şaşırmadım ama utandım insan olmaktan, bunu sana yaşatanların hemcinsi olmaktan utandım..seni alkışlıyorum insan olduğun için önce, yaşanılanlara inat yaşadığın için alkışlıyorum, sen önce insan sonra pek çok şey olmuşsun sonra sen kadın olmayı becebilmişsin işte ama sana bu acımasız hayatı 16 yaşında sunanlar maalesef insan olabilmeyi insan olamamışlardır ki erkek olmayı hiç düşünmüyorum bile başaramamışlardır emin ol……

  32. Fulsen sen ne guzel bir kadinsin. Yasadigin hersey icin kendi adima binlerce defa ozur dilerim.
    Iyi ki var senin gibi kadinlar. Iyi ki varsin.

  33. okuyunca boğazım düğümlendi. başından neler geçtiğini tahmin bile edemiyorum ama tek bir şey söyleyebilirim, iyi ki yaşamışsın Fulsen. senin insanlara hissettirecek çok şeyin var. belli ki çok güçlü bir insansın, kadınsın. yazını okumaktan bile gurur duyuyorum. ne diyebilirim ki.. iyi ki yazıyorsun.

  34. .. ..

    Yurek Yorgun Dustumu Ter Gozden Akarmıs..Sebebi Bu Olsa Gerek Gözlerimde Ki Nemin.. Cumleleriniz Cok Yordu Yuregimi..Herseye Rağmen Ne Guzel Bir Kadın Ne Guzel Bir İnsan Olmussunuz..

  35. Cem Cem

    Okuyunca ne diyecegimi bilemedim, senin bunlari yasadiginda hissettiklerini dusunemedim bile. Kalemine saglik.

Sena için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir