İçeriğe geç

32’me doğru, garson ve mutlu..

Fulsen TürkerMerhaba, ben Fulsen. Kimileriniz aslımı bilir, kimileriniz bu kağıtlar üzerindeki suretimi.

Evet, ben Fulsen. 2 ay sonra 32 yaşımı dolduracağım. Beş yaşında hayatımı kayıt altına almam tembihlendi, sekiz yaşımdan bu yana zaman zaman yazıyorum. Babam yok. On dört yıldır oğlak burcuyum. Kullandığım her kelimenin anlamını en az yedi kez sorgulamışımdır. Kafein, nikotin ve etanol severim. Uzun yıllar cinsiyetsiz çirkin bir varlık olduğuma inanarak yaşadım. Yirmi yaşıma geldiğimde kadın, yirmi bir yaşıma geldiğimde güzel bir kadın olduğumu keşfettim. Annem yok. Kadınların takdirini kazanıp, erkeklerin hayranlıklarını toplayarak bu yaşıma kadar geldim. Çok güzel hatalarım var, hepsini ayrı ayrı severim. Hatalarımın yarısına sebep cin tonik kadehlerini ise daha çok severim. Bir süredir herkese karşı fütursuzca dürüstüm. Güneşe, sivrisinek ısırığına ve hayata karşı alerjim var. Tüm talihsiz yaşanmışlıklarımın beni hayata karşı daha güçlü kıldığına inandım ve iyi yazabilmek için en kötüsünü yaşamam gerektiğine kendimi inandırdım. Üç kız kardeşim var; ikisinin adı Melek. Kadınlarla konuşmayı, erkeklerle sevişmeyi severim.

Evet, şimdi hatırladınız değil mi, ben Fulsen. Deneme ve yanılma yöntemiyle yaşamayı tercih ettiğim şu hayatta toplumun üzerime görev atadığı her işi takdirle tamamladım. Bana “Anadolu lisesine git” dediler, en iyisine gittim. Bana “İngilizce öğren” dediler, öğrendim. “Vakit kaybetme, hadi hadi, hemen üniversiteyi kazan” dediler, kazandım; “Geç kalma sakın, hemen bitir okulu” dediler, bitirdim. 22 yaşımı yeni doldurmuştum ki, yüksek ökçelerin üzerinde yürümeyi henüz bilmezken lacileri çekip dönemin en büyük bankasında, pek de fiyakalı bir unvanla işe başladım. “Yüksek lisans caizdir” dediler, “Hemen” dedim.

O çalışkan kadın ben, Fulsen, mektepliyim. Ne iş yapacağımı bilmeden okudum ben, okumayı sevdiğim için okudum. Alaylıyım. Beni Fulsen yapan ne varsa ve bunlardan hangisi kiramı ödüyorsa, tiyatro biletlerimi alıyorsa, meslek edindim, afili unvanlarla çalıştım durdum. Türkçeden Türkçeye tercümanım ben. Dağınık olanı toparlayanım. Nerede konuşulup, nerede susulacağını bilenim. Yedi milletten insanla anlaşabilenim. Yedi milletten insanı birbiri ile anlaştırabilenim. Yeri geldiğinde kelimelerin oyunbazı, yeri geldiğinde manipülasyonun ustasıyım. Hepsinden öte çalışmayı sevenim. Olmadığını gördüğümde, mutlu olmadığımı anladığımda değiştirenim.

Kartvizitini taşımak için üstüne para vermek zorunda kaldığım bir işin girdabından kendimi kurtarmak için içine atladığım hayatın işsizlik hali, Fulsen’in mutsuzluk haline dönüştüğünde, cama yapıştırılmış bir kağıdı işaret etmek suretiyle “Eleman ilanı için kiminle görüşmeliyim” dedim ve yine değiştirdim.

Merhaba, ben Fulsen; garsonum.

Aynı ilk gençlik günlerimde olduğu gibi, her sabah yatağımda kocaman bir gülümseme ile gerinerek uyanıyorum. Ben bir garsonum, işim bu: misafirlerime kahve, şarap ya da turta değil; mutluluk, huzur ve keyif satıyorum. İyisiyle kötüsüyle türlü ruh hallerinde içeri giriyorlar ve ben onlara gülümsüyorum, sonra onlar gülümsüyorlar, sonra hayat hepimize gülümsüyor. Bugüne kadar çalışmayı seviyorum diye seve seve yaptığım onca iş arasında ilk kez insanlık adına güzel bir iş yaptığımı hissediyorum. Hayatın keşmekeş telaşlarından sıyrılabilecekleri bir sığınak sunuyorum misafirlerime. Bugün hayatta en çok sevdiğim şeyleri yapıyorum: yazıyorum, ellerimle çalışıyorum, insanları yedirip içiriyorum. Artık yürürken kaldırım taşlarına değil, gökyüzüne bakıyorum. Bazı geceler eve dönerken ıslık çalıyor ya da yüksek sesle şarkı söylüyorum ve gece yatağıma uzandığımda beni çağıran uykuyu kendi kendime gülümseyerek karşılıyorum.

Bir tarafta ben varım: 32’me doğru garson ve mutlu… Diğer tarafta bizimkiler var; eşim, dostum, ailem… Ben çalışmaya başladım dediğimde “Senin adına sevinmeli miyim üzülmeli miyim” diye soran canım dostum, eski iş arkadaşım var; her telefon konuşmasında tekrar ve tekrar “Utanılacak şey değil ki” derken beni değil kendini telkin eden dedem var; beni kontrol etmek için geldiği kafede onun için aşkla hazırladığım latteyi içerken “Asiye nasıl kurtulur” bakışlarıyla beni izleyen teyzem var.

Merhaba ben Fulsen, beş yaşından bu yana ‘kurumsal bir firmada üst düzey bir yönetici’ olmak için yetiştirildim. Bugün 32 yaşında bir garsonum. Bu gece o beş yaşındaki kocaman gözlü hafif tombul kız çocuğu karşımda oturuyor ve mektepli hayatımın dönüm noktası sınavlarına hazırlanırken kabuslarla boğuşup, kusarak uyandığı gecelerin hesabını soruyor bana. Bu gece çok sevdiği hayatını bir dakikada sonlandırmış, çok sevdiği sevgilisini kurumsal hayatına uymayacağı için terk etmiş 22 yaşındaki genç kadın otuyor, o kız çocuğunun yanında, yazmadan çizmeden geçirdiği yılların hesabını soruyor bana. Yanlarında 30’una doğru kendini dünyanın kralı sanan kadın dikliyor; aylarca uğraşıp imza attırdığı altın satışları için, gecelerce mesai vererek hazırladığı stratejik planlar için harcadığı gençliğinin hesabını soruyor bana. “Bakın bana” diyorum onlara, “siz hiç bu kadar mutlu oldunuz mu?”.

Beni bilirsiniz ya da bilmezsiniz. Evet, ben sadece Fulsen. 2 ay sonra 32 yaşımı dolduracağım. Beş yaşında hayatımı kayıt altına almam tembihlendi, sekiz yaşımdan bu yana zaman zaman yazıyorum. Yıkıp yıkıp yeniden kurmaktan erinmem, yeter ki sonunda mutlu olacağımı bileyim. On dört yıldır oğlak burcuyum. Hayata dair arzum hep yazmak ve hep bugünlerde olduğum kadar mutlu olmak. Belki yine yüksek ökçelere bürünüp üst düzey bir yönetici olacağım, belki de garson kalacağım. Belki de… Bilmiyorum. Ama deneyimlemek için büyük bir açlık duyuyorum.

Kategori:İtirafname

419 Yorum

  1. Maracash Maracash

    2.5 yıldır bir devlet dairesinde çalışıyorum kağıtların dosyaların ve iş yoğunluğunun arasında sıkışıp gidiyorum, İlk işe başladığımda o an benim için hatrı sayılır bir para almıştım ve bundan sonra böyle almaya devam edecektim oysaki ben 3’te 1’ine garsonluk yapıyordum daha öncesinde ve borcum da yoktu şu an işimden alamadığım mutluluğu dışarıda aradığım için bir sürü borcum var ve hala mutluluğu bulabilmiş değilim. 6 Aydır düşündüğüm bir şey vardı eski mesleğime geri dönmek borçlarımı bitirdikten sonra bunu gerçekleştireceğim bu yazı bana daha çok cesaret verdi daha 24 yaşındayım ve kendimi mutlu etmeyen bir işte 41 yıl daha çalışmak zorunda bırakılmak istemiyorum ben insanlar ile uğraşmak onlara hizmet etmek istiyorum zevk aldığım işi yapmak istiyorum. Benim yerimde olmak isteyen milyonlarca insana sesleniyorum buradan sizin hayatta mutlu etmenizi sağlayacak olan hiç bir zaman kariyeriniz değildir. Severek yaptığınız işler sizi sonsuz mutluluğa ulaştırır. İmkanımız olsa küçücük bir dükkan karşılığı geriye kalan kadrolu memurluk sıfatımı takas edebilirim.

  2. sadık sadık

    Seni tanımama rağmen çok sevdiğim bir arkadaşımın başarısı gibi gurur duydum. Keşke bende senin yapabildiklerini yapabilecek cesarete sahip olup mutluluğa yelken açabilseydim. Tabi merak ettiğim bir nokta da var garson olduğun zaman ne kadar boş zamanın olabiliyor ve ne kadarını arkadaşlarınla geçirebiliyorsun eğer seni zaman açısından tatmin edebiliyorsa gerçekten harika. Mutlu olduğunu söylediğine göre de yeterli bir zamandır diye düşünüyorum. Belki başkası için hayattan kaçmak denilebilinecek birşey ama mutluluğa uzandığı sürece başarılmış bir girişimdir benim nazarımda. Sorumluluklarım olmasa beni kimse tutamaz aslında ama en azından yapamadıklarımı yapan birilerini görmek duymak çok güzel. Mutlu bir hayat seninle olsun….

  3. Cengiz Cengiz

    Yazını okudum düşüncelerin güzel. İnsan mutlu olduğu yerde çalışmalıdır vesaire vesaire. Bu sebepten dolayı aileni arkadaşlarını ve sevdiğin kişiyi karşına alman gerekebiliyor zaman zaman. Ben henüz senin yaşına ulaşmadım ve senin tecrübe ettiklerinin yarısını bile öğrenemedim belki. Sadece sevdiğim işi yaptığım için kendimi mutlu ettim evet. Fakat mutlu etmek istediklerimi mutlu edemedim hala da edemiyorum. Sırf bu yüzden kaybettiğim insanlar oldu. Kaybettiğim diyorum çünkü evet ben kendim kaybettim. İnsan birini seviyor ve onu yanında istiyor. Ben yanımda istediğim insana seni yanımda istiyorum diyebilmek için cesaret bulamadım. Çünkü sevdiğim işi yaparak onu mutlu edemiceğimi biliyordum. Mutlu etmekten ziyade okadar lükste değildim. 2 yıl geçti üzerinden. Biriktir dediler biriktirdim sanki hiç bitmicekmiş gibi. Harcama dediler harcamadım sanki hiç harcamamak için kazanıyormuşum gibi. Sık sık sorarım kendime benmi yaşamaya değer değilim hayat mı yaşamaya değer değil ? Neyse işte sevdiğim işi yaptığım için mutluyum ama sevdiklerimi yanımda tutamadığım için mutsuzum.

  4. erdmkya erdmkya

    Bu çok güzel , hatta mükemmel, çok etkileyici. bende satış temsilcisi 🙂 yani tezgahtar olarak çalışıyordum çok büyüüük bir firmada bunuda herkes vasat basit ve hor görüyordu benim için bambaşka ve çok eğlenceliydi.

  5. Osman Osman

    Yapabilme cesareti gösterdiğiniz şey karşısında şapka çıkarıyorum 3 senedir tıp fakültesinde dirsek çürüterek hayatının içine eden birisi olarak keşke sizin yapabildiğiniz o kararı alıp mutlu olsabilsem

  6. olgun olgun

    İlginç bir o kadar da anlamlı bir yazı.. Çağımız gereği insanlar sahip olduklarından kolay vazgeçemiyorken sizin elinizin tersiyle itip mutluluğa adım atmanızı özenerek okudum. Aslında neden özendiğimi bilmiyorum kendimi mutsuz görmüyorum ya da farkına varmam için kimbilir 30una varmam gerekiyor 🙁 Ama en çok tüylerimi diken diken eden sınavlar zamanı yaşadığımız onca sıkıntı.. Nasıl da sağlığımızdan olup da mutlu olacağımızı sanmışız hazırlanırken.. Yazık, çok yazık..

    Umarım mutluluğunuz daim olur..

  7. veysel veysel

    sadec yazmamışsın bu satırları… farkındamısın bilmiyorum ama ilham da veriyorsun okuyana… en basiti bana.. ruhuna tşk ederim..

  8. ramazan kurban ramazan kurban

    Garsonluğunu bilmem ama yazarlığın müthiş. Mademki eskiden beri yazıyorsun parayla satın alınır bir şeyler yazmak üzere kendini güdümleyebilirsin.

  9. insan kendine karşı samimi olabildiği sürece içindekileri böyle başarabilir diye düşünüyorum ve uzun zamandır da böyle birisini görmemiştim. Soluksuz okudum yazınızı ve bu samimiyet çok hoşuma gitti. Teşekkür ederim. Ayrıca önümüzde şekilsizce uçuşmakta olan olaylara dilediğimiz gibi şekil vermeyi istemeden geleceğe bakmayı sevdiğin için de teşekkür ederim.

  10. Burak Burak

    Şuraya okkalı bir yazı yazmak isterdim ama toplum buna müsade etmez. her neyse, taytının rengini değiştirerek daha farklı anlamlar kazanabilirsin bu hayatta.

  11. Selçuk Selçuk

    Süper bir anlatım. Dikte edilmeye çalışılan herşey kendi kendini yer bitirir zaman içerisinde.

  12. murat murat

    Yazmak istediğim şey sadece su; çok uzun yıllardır yaşadığım hayatın eleştirilerine karsin, inadına benimkini benzer, yukarıda yazılmış olan şekildeki hayatların ve bu hayatlar için seçimlerin çoğalması beni sadece mutlu etmiyor umut da asiliyor. .. saygılarımı sunuyorum.

  13. Mutluluğu bu kadar güzel tarif eden başka birini görmedim henüz 🙂
    Zaman zaman çevreme, eğitim verdiğim kişilere, “güzin abla”lık yaptığım gönüllü hastalarıma, küçüklerime ve dahi büyüklerime anlattığım küçük bir hikayem var benim de. Eskiden ben garsondum; daha çok çalışır daha çok yorulur ama gece yastığa kafamı koyduğumda mutlu uyurdum 🙂

    Son bir savaşım var sonra yine garsonluğa terfi edeceğim 🙂

  14. bircan bircan

    merhaba
    geçen hafta 7.5 yıldır çalıştığım firmadan mutlu olmadığım için istifa ettim .benimde aileme bakma yükümlülüğüm bulunmakta banka kredisi vs fakat günden güne öldüğümü hissettiğim anda artık yeter dedim… beni bekleyen geleceğe daha mutlu daha gururla bakıyorum karamsar değilim , deve ile diyar arasında bir seçim yaptım ve ben yeni diyarlar keşfetmek yeni insanlar tanımak için işimden vazgeçtim. hayatımı geri kazanmanın verdiği mutluluk ile artık geceleri daha rahatım önceden sabah olmasın diye dua ederdim ama şimdi bir an önce sabah olsun işe gideyim günler su gibi aksın ve ayrılma vaktim gelsin diye bakıyorum.

  15. burak burak

    milyonlarca yıl önce ağaçta yaşayan atalarımızın tek bir amacı vardı , hayatta kalmak,. Sonra yere indik çünkü korkmuyorduk artık en yırtıcı canlı olmuştuk ama bu yeni amaçlar doğurdu, artık hayatta kalmak için berbat kurtcukları değil hoşumuza gittiği için mükemmel lezzetli etleri yedik , bundan haz duyduk haz sonra alıştık . ateşi bulduk, bu daha lezzetliydi, ama alıştık . Sonra gezmekten sıkıldık yerleştik , bu sefer amaç toprak oldu daha toprak daha daha daha…( birkaç yüz bin yıl atlamak istiyorum) para denen bi’ garip şey icat ettik, her boku alabiliyorduk bununla , yemek , kadın ve en önemlisi güç . Sonra daha güçlü olmak istedik para kazanmak için cazibe merkezleri kurduk . İşin garibi hizmetten yararlanıp işletmeye para kazandıran müşteri bir süre sonra o işletmeye güzlü görünmek amacıyla gitmeye başladı. ne kadar paha o kadar prestij ve güç demekti . Sonuç olarak para kazanmak için bir şeyler yaptık ve kazandıklarımızı yine para kazanmak için bir şeyler yapan insanlara vermiş olduk bu kısır döngü içerisinde ”Ayfon5s” e kadar geldik. Ürettik sahip olduk sıkıldık ve bunu milyarlarca kez yaptık. Şimdi geriye dönüp baktığımızda farkediyoruz ki mutlu olmak kavramı , insanın evrimi gibi evrimleşmiş. Geriye dönüp bakanların olduğunu bilmek , onların muhteşem yazılarını okumak insanı mutlu edebiliyor. :))

  16. volkan volkan

    tum makalede insanı saran samimi dil yuzunden sanırım, insan işi gucu bırakıp garson olmak istiyor yada aslında her ne onu mutlu edecekse onu yapmaya baslamak istiyor…
    ben daha ziyade mutlu bir garsonun kahve servisi yaptıgı bir yerde kahve icmek istedim.. hatta suan oranın sessiz huzrlu bir yer oldugunu hayal ettim. kimbilir belki denize kıyısı vardır kim bilir belki bir ağacın altında masaları vardır…
    o kadar cok mutsuz insan varki etrafta…surat asmayan mutlu bir yüz ve yanında bir de kahve…

    neresi orası acaba…

  17. Onur Onur

    Bu ne yahu? Yine bir genç kız yazısı diye düşünürken sonuna kadar soluksuzca okuduğum ve heryerinde kendimi gördüğüm daha doğrusu göreceğim bir yazı şeklini aldı. Tam 24 yaşına gelmiş Kartvizitini taşımak için üstüne para vermek zorunda kaldığım bu günlerde acaba bu cesareti gösterebilecek miyim? Bunu tabi ki zaman gösterecek ama “Ne ailemin kurumsal bir firmada üst düzey yönetici gibi yetiştirmesi ve buna adaptasyonum zor,ne de istediğim gibi bir yaşam!En zoru bu ikisi arasında kalmış gelgitlerim..

    Yazınız harika tebrik ediyorum.

  18. gökhan gökhan

    jim carrey’in bay evet filmini izledikten sonra hayatımda birçok değişiklik yaşadım:) ve en önemlisi tüm dünya sanki bir sömürge bir tarla gibi yada bir şeye hizmet için yaratılmış sanki birilerinin oyun konsolu içimde tuhaf garip duygular devamında uykusuzluk sonuç hayatı korkusuzca yaşamayı her anın tadını çıkarmayı yapılacak işlerin 2. planda kalmasıyla değişik ama güzel bir ruh halindeyim:)

  19. Yusuf Yusuf

    Hayatta Mutlu Olabilmek Herkesin Kendi Elinde..
    Teşekkürler Mutlu Fulsen 😉 Nice Mutlu Yıllara Garson Kalabilmemiz dileği ile..

  20. oğlumun doğumundan sonra yaşadığım dönüm noktasını hatırlattın bana..3 kuruşa milletin ağız kokusunu,afrasını,tafrasını kendi mutluluğum pahasına SSK yatıyor diye artık çekmeyeceğim..diyipte mutlu olacağım meslek arayışına girip..sonrada neden bir mesleğim ve bir hayatım olsun ki..neden bi sürü olmasın sonucuna vararak yaşamaya başlayışımın 1.senesini doldurmak üzereyim..seni çok iyi anladığımı düşünüyor ve destekliyorum..doğumumuzdan itibaren de sırtımıza yüklenen sorumlulukları üstlenenleri de kınıyorum ve onlar adına üzlüyorum..daha uyanmamışlar!!!

  21. Hüseyin Hüseyin

    Merhaba fulsen yazını Facebook ‘ta paylaşmışlar. Oradan gördüm ve bir solukta okudum. Yazılarını artık sık sık takip ederim artık 🙂 Hayat sevincin daim olsun. Saygılarımla.

  22. serdar öz serdar öz

    Fulsen harikasın..Daha önce hiç rastlamadığım bir dille ve samimiyetle yazılmış, yani duyguların kağıda geçmiş hali, bu kadar güzel olabilir. Uzun makaleleri okumaktan sıkılıan ben daha neler yazmış acaba diyerek hızlı hızlı okudum 🙂 Sana hayatında kazandibi üzeri kaymak tadında mutluluklar diliyorum.

  23. maruaNNa maruaNNa

    Ne yani şimdi diyorsunuzki okudugunuz okuldan bulunduğunuz ortamdan vageçip olmak istediğiniz gibi olun. Eyw kim istemezki istediği şeyleri yapıp minnet duygusu hissetmeksizin farklı renkli hayatlar yaşamayı? ama evren kavramı oluşturulurken çalış çalış çalış ye kavramıda yanında oluşturulmuştur. şimdi varsa bana isteklerimi karşılıycak biri okuduğum okul yaşadığım hayttan vazgeçip olmak istediğim gibi olmayı tercih edeceğim..

    maruaNNa

    • bence fulsen’in ne anlatmak istediğini anlamamışsın isteklerini biri karşıladıktan sonra herkes hayatını istediği yönde değiştirirki zaten kimse isteklerini karşılamaz yaptığın iş ne kadar elit ve ne kadar üstdüzey olursa olsun mutlu olmadığın için garsonluk yapabilirsen işte o zaman gerçekten sıradışı ve mutluluğun peşinde bir karar almış olursun ve o zaman mutlu olabilirsin

  24. joystic joystic

    ucmussunuz,, hayak akip gidiyor siz risk alip birsey yapmiyosunuz onra niye mutsuszum bana dayattilar felan filan,,29 yaisndayim, universtede her yaz fakli ulkelere gittim staj work and travel felan filan,mezun olur olmaz ameriakaya gittim 1 sene yasadim sorna rusyada 6 ay yasadim cok kotuydu sorna askere geldim,ordan antalyada aysadim bi sene simdi istanbudlayim fakli ve cok daha englenceli bi is kovaliyorum 2-3 aya cozulur,, hayatimdanda mutluyum

  25. O kadar bildik ki o mutluluk… 14 yıllık iş hayatımın 10 senesini bu keyifle, bu mutlulukla yaşayıp, ardından ofislere kapattım kendimi.. Aileme destek olmak, borç yükünü bir gıdım sırtlarından almak için. Hala iş görüşmelerinde 5 yıl sonra kendini nerede görüyorsun diye sorduklarında gözümde canlanan garson/barmaid olarak çalıştığım anlar oluyor. Mutlu olduğum işte canla başla çalışırken diyebiliyorum yalnızca. İnsanların yüzüne bakarak, gülümsemelerini görerek, teşekkürlerini duyarak yaşamak koca koca ofislerde dev primlerden çok daha kıymetli çünkü. Tekrar hatırlattın sağol. Umarım bir gün ben de mutlu olduğum işlere geri dönebilirim.

  26. tylerdurden tylerdurden

    Güzel yazı. Sanırım bir nevi fayt kılab oluşumu gerçekleşecek burada:) Fulsen hanımı dişi versiyonum olarak gördüm. İstanbulun iyi semtlerinden birinde geçirilmiş çocukluk ve gençlik çağı, en iyi anadolu liselerinden biri+üniversite+yüksek lisans ve bankacılıkta geçen yaklaşık 15 yıldan sonra, 10 gün önce bankadan ayrılış… Sanırım en huzurlu günleri yaşıyorum. To be continiued:)

  27. Atinc Atinc

    “Kartvizitini taşımak için üstüne para vermek zorunda kaldığım bir işin girdabı..” işte tam da bu!

  28. htamer htamer

    Çok içten olmuş. Bende senin gibi düşünüyorum. Başkasının hayallerini yaşamaktansa kendi hayalimi yaşamayı seviyorum ve ne yapıyorsam mutlu olmak için yapıyorum.

  29. Mukemmel bir hikaye, kendini ve ne istedigini iyi bilen cesur bir kadin. Tebrik ederim.. Uzan zamandir okudugum en guzel yazi.. Bundan sonra herbir garson benim icin Fulsen, kadin/erkek fatk etmez hepsiyle kisa da olsa sohbet etmeye calisacagim..

  30. Kader Kader

    hepimiz biliriz ki önemli olan sevdiği işi yapabilmek.Ben her beyaz yaka işin de sevilmeyeceğine de inanmıyorum.Bu işi ve getirdiği statükoyu seven insanlarda olabilir.Baz olan yaşam kalitesini belirlemesi ve o yaşam kalitesini ona getireceği işi yapabilmelisi.Genel olarak para için çalışmak zaten iş kavramını sıkıcı yapıyor.Zaten para için çalışılmayan eylemlere iş kavramı demiyoruz.Yaşamak kültürdür.Bazıları çok kültürlü bazıları da kültürsüz dür en cahile yeti ile..Yaptığımız işlere mana katabiliyorsak bu bile bizi mutlu etmeye yeter.Sabahtan akşama kadar bir bilgisayar monitörüne bakıyorum en embesilinden.Hayallerim var her gün daha geç kaldığım.Yürekli olmak için en doğru zamanı kolluyorum kendimi bulabilmek için.Ben şimdi kayıbım kendi korkullarımın amansız labirentinde.Biliyorum çaresizliğimde ben çarem de ben.

    • Haftan iş günü/tatil günü diye ayrılmıyorsa, günün mesai saati/mesai sonrası diye ayrılmıyorsa yani çalışmıyorsan, sadece yaşıyorsan, mutlusun..
      Kendi mutluluğunu tez vakitlerde bulman dileğimle, muhabbetle..

      • Kader Kader

        haftam maalesef iş günü tatil günü diyecek kadar diye ayrılmıyor çünkü beynimde taşıyorum her daim beni hasta eden iş mantalitesini…yaşamıyorum sadece çalışıyorum en berbatından.nankörlük etmeyeyim diyorum ama için lanet ediyorum yaşamsal kavgalarıma …yaşım 41 ve ben cesaretimi korkularım arkasına gizledim.içimdeki be dışımdaki bene yeniliyor hiçte adaleti olmayan yaşam oyunumda.yoruluyorum yoruluyorum ama yılmamam gerektiğini biliyorum.cesaretimin var olacağı ve beni bendeki bene koşturacak enerji biriktirmeye çalışıyorum kum taneli kadar küçük küçük.

  31. mehmed ali mehmed ali

    sorgulamak, çağ, ve mutluluk. Bu kelimelerle kurduğun cümle bence bir insana verilebilecek en net mesajı içeriyor. Ben de sorguluyorum şu sıralar ama sanırım senin gibi, bişeyler başarmak için sabredip sonra kendimi mekteb okuduguma tatmin ettikten sonra aslında mutsuz oldugumu anlayacağım. Bunu şimdi yapacak kadar cesaretli olabilmek bence en önemlisi..

    yazın harika yuh bune okunur mu derken kendimi yorum yaparken buluyorum…

    • N’apayım, her hikayeyi uzun uzun anlatmaktan, uzun uzun yazmaktan alıkoyamıyorum kendimi 🙂 Sonunu bulabildiğin için ne mutlu şimdi bana..
      Sevgiler..

      • hikmetkucur hikmetkucur

        Fulsen hayat o kadar basit ki aslında bir çay simit ve güzel bir manzara belki bir köy mezarlığına bakan derme çatma eski bir ev, ya da ormanda antika yağlı kandille aydınlanan bir küçük kulübe belki de karlı bir dağın tepesinde kollarını açıp gökyüzüne dokunacak kadar kendini yüksekte hissettme bilmiyorum bunlardan biri ama kesinlikle yüksek seviyeli bir iş ya da başkalarının diretmesiyle şekillenmiş bir hayat değil….. uçurtma uçurmak için ne kadar zaman ayırabiliyorsan hayat o kadar güzeldir aslında….

  32. sibel sibel

    ‘sınav stresinden kusarak uyanılan geceler”ne kadar zaman olmuş ne kadar çok şey kapatmış üstünü anadolu lisesi fen lisesi sınavlarını kazanmak için deli gibi çalışıp küçücük midemi gastrit etmek..

    • saatini şaşmadan her akşam 9 itibariyle başlayan kronik baş ağrıları için dedemin içirtdiği Parol’ler geldi şimdi aklıma :/

      • ben hala ne iş yaptıgını ve yazdığın yazının insanı neden bu kadar sürüklediğini anlayamadım bir duygunun düşüncenin timsalimi …

  33. Biz biz olmaya başlarken bizden habersiz bize birşeyler işlenir, sonrasında bu işleme istesende çıkmaz.Yokmuş gibi davranırsınız.Ama o olduğu yerde durur. Garsonluğu genç mesleği olarak düşünürdüm.Ta ki üniversite bittikten yıllar sonra(13 yıl) Cebeciden geçerken öğrenci iken gelip yemek yediğimiz, cebecide okuyup aynı zamanda oturan pek çok öğrencinin bildiği lokantadaki garsonların halen aynı garsonlar olduğunu görmemle genç mesleği olarak değerlendirmem sona erdi.Dolayısıyla ileriki yaşlarda yapamayacağınız bir iş bu iş, hele ayakta çok fazla kalınca dayanamayacaksını demeyeceğim.Başta dediğim gibi bizim toplum hiyeraşiyi ve başarıyı bizlere işlemiş.Garsonluğunuz hiç hoş görülmeyecektir.Ancak bana kalırsa iyi eğitim görmüş birinin verecedği hizmet daha kaliteli olacaktır. Başarılar dilerim.

  34. NerGis NerGis

    eeee en sonunda bir huzuevinde anlatılacak maceralar 🙂
    (çok dinlemişliğim var)

    • harun k. harun k.

      evde kalıp kimsenin dinlemediği saymadığı bir büyük olmaktan yeğdir huzurevi sakini olmak …

      • haruna katılıyorum, ek olarak mutlu olamadığın bir hayattansa mutlu yaşanmış bir hayat sonu huzurevi değil sokakta ölmek bile olsa tercih ederim..

  35. ezlnde ezlnde

    güzel…çok güzel…yazıdan ziyade deneyimlemek ve mutlu olmak çok daha güzel…şaşırdım ve beklemediğim bir tarzda yazı okudum…mutlu oldum….eski mesleğime dönmeyi neden bu kadar arzuladığımı şimdi daha iyi anlıyorum…basit bir çay bahçesindeki basit bir garson olmaktan duyduğum keyfi arıyormuşum meğer….teşekkürler!!!

  36. gökçehan gökçehan

    30 yaşıma geldim 13 yaşında bir kurumun kurumsal yapısında üst düzey yönetici olmak üzere yetiştirildim evet iyi bir maaşım bi arabam bi evim bilmem ne marka bilmem ne olan kıyafetlerim var ankaranın en iyi semtinde oturuyorum ve bunu aşıp bi rock yıldızı olmayı bende hayal etmiştim eski ironmaiden tişörtüm hala gardırobumda durur 13 ümde edinmiştim hayalim vardı peki şimdi mutluda değilim kısır döngüde devam ediyorum hep sevgililerimi kurumsal kimliğe uygun seçmek zorundaydım bunuda aştım ama en zoru ne biliyormusun alışkanlık edindiğin hayat standartı diye yutturulan saçmalıklardan kurtulamamam mücadelem de bu yönde ama emin ol ben bunları aşarken diğerlerinden cesur olduğumu hissediyorum şimdi ki sanada tavsiye etmek isterimki ki bana düşmez aslında kendin gibi yaşama ve kendi kendinin yöneticisi olarak hayat standartlarını kaybetmeden mutlu olabilmen çöküşe bir kez izin verirsen durdurmak emin ol zor bunuda biliyorum neyse umarım bende pandoranın kutusunu açıp emellerime ulaşırım bu arada yazın muhteşem bi içtenlikle oluşturulmuş tebrik ederim.

    • Öncelikle çok teşekkür ederim.
      Tek bir resepsiyonda giymek için maaşımın dörtte birini yatırdığım elbiseler alırken, şu dilimize pelesenk ‘hayat standart’ını çok düşünürdüm.
      Artık kahveyi nerede içtiğimle değil, zamanında fazla mesailerden yüzünü zor gördüğüm arkadaşlarımla ne sıklıkta içtiğimle ilgileniyorum.
      Artık standardım bu oldu 🙂

      • Gökalp Gökalp

        Yazını bir solukta okudum. Daha bugün, bir başka blogda 2 bisikletli arkadaşın, işlerinden istifa ederek, telefon, elektrik vs faturalarını fesh ederek 5000 km lik maceraya çıktıklarını gördüm… Evren mesaj vermeye çalışıyor diye düşünmeye başladım 🙂

        Öğretilmiş standart zırvaları ile harcanıyoruz ve bu durum, daha doğru bir şekilde ifade edilemezdi = > “Artık kahveyi nerede içtiğimle değil, zamanında fazla mesailerden yüzünü zor gördüğüm arkadaşlarımla ne sıklıkta içtiğimle ilgileniyorum.”

        Yol’da olma halinin farkında olmak güzel, sana iyi ‘yol’culuklar…

        Gökalp

      • yasin üçem yasin üçem

        gerçek ten bu yazdıkların gerçekse 🙂 çok etkileyici bi hayat hikayesi mutluluğu uzaklar da aramamak lazım 🙂

  37. babaschar babaschar

    şahsen mantıktan yana olan, duyguları kenara bırakan bir rasyonel şahıs olarak, olayın mantığı ya da mantıksızlığı bir kenara, sadece cesaretiniz ve muhtemel durumlarda aşılayacağınız cesaret bile toplumsal bütünsel psikoloji için çok önemli, tebrikler,…

  38. hayat hayat

    Nerden çıktın gece yarısı karşıma bilemedim ama ağzın bal yesin…bende fulse nin 2 boy büyügü Hayat..hep ol dediler bende ol dum..bir yığın bişey oldum tıpkı senin gibi..tek fark sana fark attigim yıllar…birgun yolum çıkarsa sana bendeki gülümsemeyle sendeki gülümsemeyi çakıştiririz insallah.sevgiyle kal bide hep boyle kal satirlarindaki gibi…..Hayat

    • Bana bu güzel cümleleri kuran ismin ‘Hayat’ olması, okurken ayrı bir ironi oluşturdu, çok sevdim.
      Bir gün bir yerde denk gelene kadar sevgi ve muhabbetle kal.

  39. Eezgi Eezgi

    Merhabalar, yazınızda tam olarak olmasa bile kendimden bir şeyler bulmanın huzurunu yaşadım. 18 yaşında İstanbul’a okul kaydına gidebilmek için bile tüm yaz çalışmam gerekti. Sonra okula başlayınca çalışmam gerekti, sonra hep çalışmam gerekti. Kardeş diye sevdiğim arkadaşlarımca kendi evimden deyim yerindeyse kovuldum. Koca şehirde yersiz kaldım. 3 yıl garsonluk 2 yıl satış danışmanlığı yaptım. Koca koca holdinglerde iş bulamadım. Ailemin yanına döndüm ve ani bir kararla hem yüksek lisansıma başladım hem üniversiteye hazırlanmaya başladım. Rüyalarımın mesleği mimarlıktı, tüm psikolojik baskılara rağmen kazandım, okuyorum. Aynı zamanda yer yer garsonum, yer yer meydanlarda numune çikolata sakız dağıtıyorum, bazen de organizasyonlarda fotoğrafçıyım. Mezun olunca 30’uma yakın olacağım ama o koca plazalara, takım elbiselere, alışabilecek miyim, deyim yerindeyse hayatımdaki maddelerin bana sahip olmasına izin verebilecek miyim hiç bilmiyorum. Ancak son birkaç yıldır anladım ki mutluluk huzurla başlıyor, huzuru da malesef beyin değil gönül belirliyor.Sağlıkla kalın.e

    • Gitmen gerektiğini hissettiğin yolda yürümek ne kadar zaman alırsa alsın, mühim değil bence.
      Sevgi ve muhabbetle kal; yeter ki hep mutlu kal..

Mehmet için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir