İçeriğe geç

32’me doğru, garson ve mutlu..

Fulsen TürkerMerhaba, ben Fulsen. Kimileriniz aslımı bilir, kimileriniz bu kağıtlar üzerindeki suretimi.

Evet, ben Fulsen. 2 ay sonra 32 yaşımı dolduracağım. Beş yaşında hayatımı kayıt altına almam tembihlendi, sekiz yaşımdan bu yana zaman zaman yazıyorum. Babam yok. On dört yıldır oğlak burcuyum. Kullandığım her kelimenin anlamını en az yedi kez sorgulamışımdır. Kafein, nikotin ve etanol severim. Uzun yıllar cinsiyetsiz çirkin bir varlık olduğuma inanarak yaşadım. Yirmi yaşıma geldiğimde kadın, yirmi bir yaşıma geldiğimde güzel bir kadın olduğumu keşfettim. Annem yok. Kadınların takdirini kazanıp, erkeklerin hayranlıklarını toplayarak bu yaşıma kadar geldim. Çok güzel hatalarım var, hepsini ayrı ayrı severim. Hatalarımın yarısına sebep cin tonik kadehlerini ise daha çok severim. Bir süredir herkese karşı fütursuzca dürüstüm. Güneşe, sivrisinek ısırığına ve hayata karşı alerjim var. Tüm talihsiz yaşanmışlıklarımın beni hayata karşı daha güçlü kıldığına inandım ve iyi yazabilmek için en kötüsünü yaşamam gerektiğine kendimi inandırdım. Üç kız kardeşim var; ikisinin adı Melek. Kadınlarla konuşmayı, erkeklerle sevişmeyi severim.

Evet, şimdi hatırladınız değil mi, ben Fulsen. Deneme ve yanılma yöntemiyle yaşamayı tercih ettiğim şu hayatta toplumun üzerime görev atadığı her işi takdirle tamamladım. Bana “Anadolu lisesine git” dediler, en iyisine gittim. Bana “İngilizce öğren” dediler, öğrendim. “Vakit kaybetme, hadi hadi, hemen üniversiteyi kazan” dediler, kazandım; “Geç kalma sakın, hemen bitir okulu” dediler, bitirdim. 22 yaşımı yeni doldurmuştum ki, yüksek ökçelerin üzerinde yürümeyi henüz bilmezken lacileri çekip dönemin en büyük bankasında, pek de fiyakalı bir unvanla işe başladım. “Yüksek lisans caizdir” dediler, “Hemen” dedim.

O çalışkan kadın ben, Fulsen, mektepliyim. Ne iş yapacağımı bilmeden okudum ben, okumayı sevdiğim için okudum. Alaylıyım. Beni Fulsen yapan ne varsa ve bunlardan hangisi kiramı ödüyorsa, tiyatro biletlerimi alıyorsa, meslek edindim, afili unvanlarla çalıştım durdum. Türkçeden Türkçeye tercümanım ben. Dağınık olanı toparlayanım. Nerede konuşulup, nerede susulacağını bilenim. Yedi milletten insanla anlaşabilenim. Yedi milletten insanı birbiri ile anlaştırabilenim. Yeri geldiğinde kelimelerin oyunbazı, yeri geldiğinde manipülasyonun ustasıyım. Hepsinden öte çalışmayı sevenim. Olmadığını gördüğümde, mutlu olmadığımı anladığımda değiştirenim.

Kartvizitini taşımak için üstüne para vermek zorunda kaldığım bir işin girdabından kendimi kurtarmak için içine atladığım hayatın işsizlik hali, Fulsen’in mutsuzluk haline dönüştüğünde, cama yapıştırılmış bir kağıdı işaret etmek suretiyle “Eleman ilanı için kiminle görüşmeliyim” dedim ve yine değiştirdim.

Merhaba, ben Fulsen; garsonum.

Aynı ilk gençlik günlerimde olduğu gibi, her sabah yatağımda kocaman bir gülümseme ile gerinerek uyanıyorum. Ben bir garsonum, işim bu: misafirlerime kahve, şarap ya da turta değil; mutluluk, huzur ve keyif satıyorum. İyisiyle kötüsüyle türlü ruh hallerinde içeri giriyorlar ve ben onlara gülümsüyorum, sonra onlar gülümsüyorlar, sonra hayat hepimize gülümsüyor. Bugüne kadar çalışmayı seviyorum diye seve seve yaptığım onca iş arasında ilk kez insanlık adına güzel bir iş yaptığımı hissediyorum. Hayatın keşmekeş telaşlarından sıyrılabilecekleri bir sığınak sunuyorum misafirlerime. Bugün hayatta en çok sevdiğim şeyleri yapıyorum: yazıyorum, ellerimle çalışıyorum, insanları yedirip içiriyorum. Artık yürürken kaldırım taşlarına değil, gökyüzüne bakıyorum. Bazı geceler eve dönerken ıslık çalıyor ya da yüksek sesle şarkı söylüyorum ve gece yatağıma uzandığımda beni çağıran uykuyu kendi kendime gülümseyerek karşılıyorum.

Bir tarafta ben varım: 32’me doğru garson ve mutlu… Diğer tarafta bizimkiler var; eşim, dostum, ailem… Ben çalışmaya başladım dediğimde “Senin adına sevinmeli miyim üzülmeli miyim” diye soran canım dostum, eski iş arkadaşım var; her telefon konuşmasında tekrar ve tekrar “Utanılacak şey değil ki” derken beni değil kendini telkin eden dedem var; beni kontrol etmek için geldiği kafede onun için aşkla hazırladığım latteyi içerken “Asiye nasıl kurtulur” bakışlarıyla beni izleyen teyzem var.

Merhaba ben Fulsen, beş yaşından bu yana ‘kurumsal bir firmada üst düzey bir yönetici’ olmak için yetiştirildim. Bugün 32 yaşında bir garsonum. Bu gece o beş yaşındaki kocaman gözlü hafif tombul kız çocuğu karşımda oturuyor ve mektepli hayatımın dönüm noktası sınavlarına hazırlanırken kabuslarla boğuşup, kusarak uyandığı gecelerin hesabını soruyor bana. Bu gece çok sevdiği hayatını bir dakikada sonlandırmış, çok sevdiği sevgilisini kurumsal hayatına uymayacağı için terk etmiş 22 yaşındaki genç kadın otuyor, o kız çocuğunun yanında, yazmadan çizmeden geçirdiği yılların hesabını soruyor bana. Yanlarında 30’una doğru kendini dünyanın kralı sanan kadın dikliyor; aylarca uğraşıp imza attırdığı altın satışları için, gecelerce mesai vererek hazırladığı stratejik planlar için harcadığı gençliğinin hesabını soruyor bana. “Bakın bana” diyorum onlara, “siz hiç bu kadar mutlu oldunuz mu?”.

Beni bilirsiniz ya da bilmezsiniz. Evet, ben sadece Fulsen. 2 ay sonra 32 yaşımı dolduracağım. Beş yaşında hayatımı kayıt altına almam tembihlendi, sekiz yaşımdan bu yana zaman zaman yazıyorum. Yıkıp yıkıp yeniden kurmaktan erinmem, yeter ki sonunda mutlu olacağımı bileyim. On dört yıldır oğlak burcuyum. Hayata dair arzum hep yazmak ve hep bugünlerde olduğum kadar mutlu olmak. Belki yine yüksek ökçelere bürünüp üst düzey bir yönetici olacağım, belki de garson kalacağım. Belki de… Bilmiyorum. Ama deneyimlemek için büyük bir açlık duyuyorum.

Kategori:İtirafname

419 Yorum

    • Yazılanlar tamamen gerçek hayatımdan alıntı, kurgu içermez.
      Eksiği vardır, fazlası yoktur.
      Eksik kalanları için de yeni yazılarda buluşacağız.
      Sevgiler,

  1. Yaşamaya dair ne varsa bu hayatta.. Sımsıkı duygularla sarılıp ,utanmadan ,sıkılmadan, erinmden yasamalı insan.. Neyin ne zaman ve nasıl geleceğini düşünmeden umarsızca ama çaktırmadan otokontrollu bır hayat olmalı. Bu işte senden ki ben.. İçindeki çocuk , yüzündeki gülümseme ya da ayagındaki topuklu ayakkabı .. ne farkeder… Yolda yürürken umarsızca gülebiliyorsan ,kim niye nereye bakıyor demeden sırıtabiliyorsan bu seni sen yapandır… En iyi şirketlerde , gökdelenlerde , sonunu göremediğin asansor numaralarıyla dolu bir şirkette hatta bir toplantı odasında bir anda durup ” 1 dakika beni duyan var mı? Benimle gelmek isteyen?” diyip etrafına baktıgında aslında bunu kendine soylediğini farkedip kapıyı çekip çıkmak gibi birşey.. Bunu sen basardın hemcinsim benim 🙂 Elbet bizde birgun bunu yapacak güce sahip olacagız … Sevgilerimle ..

    • Kimileri ‘gerçekten’ o gökdelenlerde o topuklu ayakkabıları ile mutlu, bırakalım onlar orada mutlu olsun.
      Olmayanlara ise tez vakitte kendi mutluluklarını keşfetmelerini dilerim.
      Sevgi ve muhabbetle kalın 🙂

  2. zeynepdilek zeynepdilek

    merhabalar….. Elinizden bir kadeh şarap içip keyfinize ortak olmak isterdim…. neredesiniz acaba.. sevgiler zeynep

    • Merhaba Zeynep,
      İstanbul, Şişli, Osmanbey’de cadde üzerinde Mono Cafe & Brasserie isimli çok keyifli bir yer.
      Beklerim.

  3. cihan cihan

    ne yazık ki bence fulsen hala o banka da çalışıyor bu yazıyı buraya yazan da tyler durden’ın ta kendisi

  4. ileriyi düşün ileriyi düşün

    elzem ihtiyaçlarını karşılayabilecek kadar para kazanıp mutluluğun zirvesinde yaşıyor olmandan dolayı senin adına çok sevindim fakat ileride çocuğun olduğunda ona istediklerini alamamayı yada aldığın şeyin onun için en iyisi olmadığını bildiğinde hissedeceklerini düşündün mü peki?

    • Bugün planlarda bile olmayan ve belki de hiç olmayacak bir çocuğun sorumluluğu için endişelenerek, olası yarınlar için bugünün mutluluğundan vazgeçmeyi akılcı bulmuyorum. Şems’in öğütlediği gibi ‘hayata karşı değil, hayatla birlikte akıyorum’. Yarınlarda değişen ve dönüşen hayat beni de değiştirip, dönüştürecek. Bir gün her şey değiştiğinde ben yine buradan yazıyor ve sizlerle paylaşıyor olacağım.
      Sevgi ve muhabbetle kal.

  5. alev s. alev s.

    ah tatlım… o hayatın master kısmındayım… ve 5 yaşımda ne olacaksın sorusunun cevabı ‘yönetici’ idi… mutlu edecek yönü bulabilmeyi umuyorum sadece şu an… hepimize iç huzuru diliyorum. sevgilerimle…

    • Yüzün sebepsiz yere gülüyorsa mutlusundur..
      Mutluluğun kaynağı herkes için aynı değil ve dahi herkes için zamanla da değişebilir bir şey.
      Sevgi ve muhabbetle kal.

  6. Barışşş Barışşş

    Hayatımı yazmışsın.Şuan insanlara göre prestijsiz bir işteyim.Ama inana ki çok mutluyum.Benimle aynı çizgide giden bir insanın varlığı beni daha da çok sevinirdi.Bir gün bir yerlerde buluşmak dileğiyle…

  7. caglarcag caglarcag

    Yıllardır tanıdığım insanlar var. Sevdiğim, sevdiğini düşündüğüm arkadaşlar, akrabalar, kardeşler, anne babalar… Hepsine yalan söylemişimdir bugüne kadar. Hepsi de bana yalan söylemiştir, kesin. Kız arkadaşım var bir de. Yine ona yalanlar, ondan yalanlar.. Dünyada bir tane insan yok yalan söylememiş. Nasıl oluyo bu güven hikayesi. Neden oluyo bu yalan anlatımlar. İnsan kendine bile yalan söylüyo. Kabul edemiyosun, korkuyosun, güçlü olmak istiyosun derken bir de bakmışsın tuvalette başına gelenleri anlatıyosun. İyice boka batıyosun. Ağzımı açmıyım bari de ağır abi olayım diyosun. Bir süre sonra bakıyosun ki tutulmuşsun, artık hakkını bile savunamıyosun. Kafan çalışıyo gibi geliyo, kendini değerli görüyosun. Anlatmaya başlayınca bakıyosun ki millet kendini senden daha değerli görüyo. İstisnasız. E normal diyosun, sen ölünce kalan sağlar başkasının, sen yokken dünya yok zaten ve bu herkes için aynı. Sonra farkediyosun, dünyadaki milyarlarca insandan birisisin işte. Bazı yerlerde eksik, bazı yerlerde fazla ama genelde aynı. Tanrıya isyan edip “yapılır mı benim gibi güzel abiye böyle hareket” diyecek oluyosun, ulan bu nasıl ikiliktir ki değersizliğinden şikayet etmek için tanrıya direk telefon açıyosun. Bundan sonrasında dağılıyosun. Büyük ne, küçük ne diye sormaya başlıyosun. “Büyük” olmadan “küçük”, “var” olmadan “yok” olmaz diyenlere karışıyosun. Dualite dünyası, bir gün çiçek açıp bir gün soluyosun ama yine durmuyosun düşünüyosun. İstiyosun, korkuyosun, yalan söylüyosun. Yaşıyosun, ölüyosun… Herşeye rağmen yine de yargılıyosun ve yargılanıyosun. Aferim, ne de güzel yaşıyosun.

    Büyümek için küçülmeyi, yaşamak için ölmeyi, samimileşmek için yabancılaşmayı kabul etmek…….

  8. KaTo KaTo

    Hayatta kazanilabilecek en buyuk basariyi kazanmissin bence. Para ugruna insanligini satmayi degil, guzellikler ugruna yasamayi tercih etmissin. Kapitalist duzende robot olmayi degil, insan gibi yasamayi secmissin icinde…

    Seni tebrik ve taktir ediyorum.
    Su dunyada senin gibi ornek olabilecek 2-3 milyon insan olsa emin ol daha guzel bir hayat sureriz.

    Ancak kapitalist duzenin her daim kolelere ve bu kolelerinde her daim paraya ihtiyaci olacagi gibi, bu duzenin var olmasi cok zor. Anca ve ancak… senin gibi fedakar para ugruna yasamayan insanlar oldukca bu hayalimiz gerceklesecektir…

    Saygi ve sevgilerimle…

  9. inci inci

    doğru mu? çok doğru…..heyhat bu yaşlara geldim, yapamadım. sizin kafede, sizin ellerinizle gelen bir kahve içmeyi çok isterdim.

  10. merhaba ben emel;

    2 ay sonra 30 umu dolduracağım ve seninle aynı şeyleri yaşadığımı az önce okuduğumda hissettiğim duyguyu anlatamam. bana hep okumam söylendi. şimdi bu yazıyı okuduğum için mutluyum..

    seygiler..

  11. Öylesine büyük bir başarı ki seninkisi büyük cesaret ama maalesef ben cesaret edemiyorum… Belli bir mülk sahibi olduktan sonra diyorum ama belli bir süre geçene kadar çok şeyi kaybetmiş olacağım… Kısaca CESARET EDEMİYORUM…

  12. nilgün nilgün

    vazgeçmeler, yeniden başlamaların hepsi, ne isterseniz onu yapabilecek gücünüzün yeteneğinizin olduğunu bilmenin güveni. ve de huzuru bence.Artık oyunun kuralını siz yazıyor ve oynuyorsunuz şahane bir şey ve bana çok yakın şeyler

  13. Ici guzel disi gusel genc kadin, sen o hesabini sordugun yillari yasamasaydin, acaba bu kadar guzel yazar, bu kadar mest edebilir miydin bizi? birikim mi desek? ama deymis, bu yazi herseye deymis inan…

  14. Fulsen merhaba, yazı diline bayıldım. Dilinde bir sürü ortak kelime buldum, pek zevk aldım 🙂
    Ne kadar oldu garson olalı?

  15. Biraz farklı cümlelerle, farklı acılar ve nispeten sevinçlerle, biraz daha taşlı budaklı olsa da aynı yargı ve genellemelerle yaşamış; belki okuduğum kızdaki gibi bilinçli bir seçimle değil de güdüleriyle aynı sonuca varabildiğimi iddaa edebilecek biriyim… Senin kadar olgun ve içsel olarak mutlum ayılmam herhalde (ki bu seçimlerimi senin gibi olgun ve bilinçli yapmamış olmamdan kaynaklanabilir) ancak gerçekten ilk defa işr ekranda metin okurken bu kadar içimde hissettiğim harflerin yürüyüşlerini duyabiliyorum!
    Var ol sen!
    Bir süredir bir kaç arkadaş blog açmamı öneriyordu ve “ne gerek var” diyerek umursamıyordum. Ancak bir şelikde, ileride bir gün birileri de benim, senin yazdıklarını okurken hissettiğim yansımayı, yazacaklarımla hissedebilir belki ve birisinin de şu an benim hissettiğim kadar, nasıl denir, “hafif ve ışıldayan” bir ferahlıkla sigara yakabilir diye ben de blog açacağım…
    Yazmam için içsel olarak çok ağlamış veya çok hafiflemiş olmam gerekir. Şu an neden yazdığım anlaşışıyordur sanırım… Sabaha kadar devam edebilecek bu monologu bitirme zamanıdır… Yoksa sabahlara kadar devam edecekmişim gibi geliyor.
    Ne garip değil mi, dünyanın bir yerinde, belki de hiçbir ortak noktanız olmayan, ayrı hayat görüşlerinden, ayrı deneyimlerden geçen insanlar aynı zaman diliminde hayatın bu kurgusal döngüsünden bunalıp da birden direksiyonu kırabiliyorlar şarampole…
    İşte bu nedenle yaşamaktan vaz geçemiyoruz ve hep en büyük tutkumuz olarak duruyor içimizde…
    Sağlıcakla kal mutlu insan….
    Not: Bu yazıyı keşfetmemi sağlayan Hülya’ya da sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum…

  16. Biraz farklı cümlelerle, farklı acılar ve nispeten sevinçlerle, biraz daha taşlı budaklı olsa da aynı yargı ve genellemelerle yaşamış; belki okuduğum kızdaki gibi bilinçli bir seçimle değil de güdüleriyle aynı sonuca varabildiğimi iddaa edebilecek biriyim… Senin kadar olgun ve içsel olarak mutlum ayılmam herhalde (ki bu seçimlerimi senin gibi olgun ve bilinçli yapmamış olmamdan kaynaklanabilir) ancak gerçekten ilk defa işr ekranda metin okurken bu kadar içimde hissettiğim harflerin yürüyüşlerini duyabiliyorum!
    Var ol sen!
    Bir süredir bir kaç arkadaş blog açmamı öneriyordu ve “ne gerek var” diyerek umursamıyordum. Ancak bir şelikde, ileride bir gün birileri de benim, senin yazdıklarını okurken hissettiğim yansımayı, yazacaklarımla hissedebilir belki ve birisinin de şu an benim hissettiğim kadar, nasıl denir, “hafif ve ışıldayan” bir ferahlıkla sigara yakabilir diye ben de blog açacağım…
    Yazmam için içsel olarak çok ağlamış veya çok hafiflemiş olmam gerekir. Şu an neden yazdığım anlaşışıyordur sanırım… Sabaha kadar devam edebilecek bu monologu bitirme zamanıdır… Yoksa sabahlara kadar devam edecekmişim gibi geliyor.
    Ne garip değil mi, dünyanın bir yerinde, belki de hiçbir ortak noktanız olmayan, ayrı hayat görüşlerinden, ayrı deneyimlerden geçen insanlar aynı zaman diliminde hayatın bu kurgusal döngüsünden bunalıp da birden direksiyonu kırabiliyorlar şarampole…
    İşte bu nedenle yaşamaktan vaz geçemiyoruz ve hep en büyük tutkumuz olarak duruyor içimizde…
    Sağlıcakla kal mutlu insan….
    Not: Bu yazıyı keşfetmemi sağlayan Hülya’ya da sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum…

  17. Mehmet Mehmet

    Gelip senin hayat dolu kahvenden mutluluk yudumları alırken anın mükemmelliğine kapılıp akışına bırakmak isterim…

  18. Gönül Gönül

    Fulsen merhaba.

    Ben 54 yaşındayım. 25 yıl süren ev hanımlığı ve annelikten sonra yaşadığım bir çaresizlikle seyyar satıcılık, yaşlı hasta bakımı, temizlikçilik ve bulaşıkçılık yaptım.

    Şu an 54 yaşında, çok şirin bir mekanda, hayatımda en çok zevk alarak yaptığım işi yapıyorum: aşçılık.

    32 yaşına yaklaşmana rağmen, bana göre çok çok genç sayılırsın. Kendini mutlu hissedebilmek için, içinde barındırmış olduğun azme, güce ve kuvvete hayran kaldım. Yeni başlangıçlar için kaç yaşında olursan ol, asla geç değildir.

    Seni tanımayı çok isterdim. Ama 32 yaşında bir benzerimin var olduğunu bilmek de beni çok mutlu etti ve sana yazmak ihtiyacı hissettim.

    Bu arada benim adım Gönül. Dilerim hayatın boyunca mutlu olduğun işler yaparsın.

  19. Muhterem Muhterem

    Hayat bazen ,bazılarına çok acımasız olabiliyor,Güzel ülkemin en iyi okullarında sanat öğrenimi gördüm,Çok başarılı bir öğrenciyken okulu dondurup çalışmak zorunda kaldım,tam okula bu dönem devam edeceğim derken,daha fazla para kazanmam gereken aksiliklerle karşılaştım,

    Tasarımcıyım ama tasarım yapmıyorum, paspas edilesi işler yapıyorum adına tasarım diyorlar, her gün içimdeki estetik kaygısı çığ gibi büyüyor!!!
    Aileme bakmak,kendimi geçindirmek zorundayım,ve bu hafta bebek beklediğimi öğrendim,artık daha fazla kazanmak zorundayım,,,

    Heykel yapmak,resim çizmek, özgün tasarımlar yapmak ,yere basarken toprağı hissetmek istiyorum,güneşin doğuşunu izlerken sırf güneş doğdu diye mutlu olmak istiyorum,
    Maalesef çoğu zaman gün ışığını bile farkedemeden yaşıyorum…

    Umudumu hiç kaybetmedim,içimde bir hayal fabrikası var,..

    • Umarım bebeğin hayatında başka mutlulukların kapısını açar, yüzünü göğe çevirir.
      Belki de bir bakarsın sen mutlu olduğunda, hayat türlü yeteneklerini onurlandırırken hayatını kazandıracak işi karşına çıkartır.

  20. elif elif

    Neredeysen elinden bir kahve de ben içeyim ve seninle uzun uzun konuşayım .Benim bunu yapmaya hala cesaretim yok .

    • İstanbul, Şişli, Osmanbey’de Mono Cafe & Brasserie isimli keyifli bir kaçış noktasındayım; beklerim.
      Ama ben o kadar cesur olduğumu düşünmüyorum. Sadece hayatla kavga etmekten vazgeçip, onunla sulh içinde yaşamaya başladım.
      Sevgiler

      • Çirkin bir deneyimden sonra Mono bizi kaybettiydi ofiscek (yemekten çıkan istenilmeyen tüylere rağmen sıfır gönül alma isteği ve full hesabı kaktırma ile) ama seninle sanırım tekrar kazanma şansı yakaladı Fulseeennn!!! <3

  21. ayperi ayperi

    Tebrikler diyorum…Yolun acık olsun…Aynısını ben kendi mutlulugum değil kızım icin yapmıştım…Onunuze değişik yolların cıkması ve denemeniz harika.. Dogru yolu kendin icin bulacağına eminim, sevgiler:)

    • Kızına ve sana her daim mutluluklar dilerim.
      Ben şimdi hayatın bundan sonra neler getireceğini heyecanla bekliyorum.

  22. Burak Burak

    Selam Fulsen,

    Bu bir okundu raporudur. Ne güzel senin elinden latte içen o insanlara!

    Sevgiyle kal!

  23. Serkan Önder Sırma Serkan Önder Sırma

    Yaptığınız şey tam bir saçmalık. Büyük ihtimalle pskilojik desteğe ihtiyacınız var. İyileştiğinizde eski işinize geri döneceksiniz bence.

  24. Astronom Astronom

    🙂 Lisedeyken saçma bir puan sistemi çıkartıp başıma bana sen bilim adamı olamazsın puanın tutmuyor sözel oku demişlerdi. Bir senede beni sözel sınıfında tutmuşlardı, sözüm ona af çıkana kadar. Ben de inadına okudum sistemin yapamazsın dediği şeyleri, şimdilerde Tokyo’da hem bilim hem de doktora yapıyorum. Gökyüzün heeep açık olsun, mutlu olduğun şeyleri yapmaya devam, yolun bu taraflara düşerse de haber et 🙂

    • Aslında ne kadar “çok”uz değil mi? 🙂
      Tokyo benim için biraz zor ama planlarında İstanbul tatili olursa mutlaka kahveye beklerim.

  25. Merhaba, kendimden pek çok şey buldum..şöyle ki..Ülkemizin en iyi üniversitelerinden birinden mezun olduktan sonra çok iyi bir pozisyonla bir bankada çalışmaya başladım 4 yıl sonra çok daha iyi bir pozisyonla başka bir bankaya transfer oldum.uykusuz geçen geceler, karşılıksız mesailer, hafta sonları fedakarlıkları, mide krampları, ağlama krizleri..vee geçen 7 yılın sonunda tükeniş ve küllerimden yeniden doğuş..şimdi ne mi yapıyorum? Butik pastaların, kurabiyelerin büyülü dünyasında çok ama çook mutluyum..2 dil bilen, kariyerinin en üst noktasına çok yaklaşmışken herşeyi elinin tersiyle itip mutlu olmayı seçen, dün 32 yaşına basmış :), mutluluğu uzaklarda değil evinde sıcak yuvasında yaşamaktan son derece mutlu bir kadınım..bunu bilip dile getirebilmek bile dünyanın en güzel mutluluğu değil mi ki zaten..

    • Senin kurabiyelerinle benim kahvelerimi bir araya getirmekten büyük keyif duyarım.
      Olur ya da olmaz bilemem ama düşüncesi bile güzel 🙂
      Sevgi ve muhabbetle kal..

  26. Cengiz Cengiz

    17 Yıl önce üst düzey görevinden sıkılan ve “Ben artık insanlara bir şey satmak/ sattırmak istemiyorum” diyerek görevimi bırakırken yaşadığım duyguları anımsadım 🙂 Destekledim. Şimdi mutlu bir fotografçıyım.. Para mı? Gerektiğinde kazanıyorum tabii.. Ama gerektiği kadar..

  27. Gökhan Gökhan

    Yorum yazmak haddimemidir bilmem ama madem yoruma açık bırakılmış içimden bişeyler yazmak geldi; aslında bütün bu anlattıkların bulunduğun yaş itibarı ile çok güzel, çok eğlenceli… başkalarının olmanı istedikleri kişi olmak yerine başkalarının içten içe imrendiği,bir yaşantın var, kendi yolunu çizmişsin ve mutlusun, şimdilik…
    Yanlız şu var ki hiç kimse 32 yaşında kalamıyor Fulsen… ve hiçkimseye 45 yaşında garsonlukta yaptırmıyorlar gülümsemesi ne kadar güzel olursa olsun, tabi 50 li yaşlarında meme kanseri olduğunda da o güzel gülümsemenin hastahane muhasebesi için birşey ifade etmediğini söylememe gerek yok. Keşke kurumsal bir firmada bilmemne yöneticisi olsaydın demiyorum tabiki, fakat gelecekte yaşlandığında hayatının geri kalanını kurtaracak sevdiğin işi yapsan teyzenin yaşına geldiğinde teyzeni dinlemediğin için üzülmezsin 😉

    • Yarınların ne getireceğini tabii ki bilemeyiz.
      Sadece yarınların endişeleri, bizi bugünlerin gülümsemelerinden vazgeçirmemeli diyorum.
      Yaşayıp göreceğiz, umarım yarınlar güzelliklerle gelir 🙂

  28. sercan sercan

    çok sevdiğin sevgilini kurumsal hayatına uymayacağı için terk etmiş olman çok kötü olmuş. aşk olmadan mutlu olduğunu söyleyebilmek büyük bir kandırmaca bence.

  29. Çok tatlısın Fulsen, sen hep gül sen!
    Çok yakın arkadaşım (mühendis, işletmeci) da uzun bir dönem bir restoranda garsonluk yapmıştı ve o da çok mutlu idi. (hala mutlu ve hala kariyer derdi yok) Kalbinin sesini dinlemek ve gökyüzüne bakmayı hatırlamaktan güzeli var mı! Sevgilerimi gönderiyorum sana…

  30. Çok tatlısın Fulsen, sen hep gül sen!
    Çok yakın arkadaşım (mühendis, işletmeci) da uzun bir dönem bir restoranda garsonluk yapmıştı ve o da çok mutlu idi. (hala mutlu ve hala kariyer derdi yok) Kalbinin sesini dinlemek ve gökyüzüne bakmayı hatırlamaktan güzeli var mı! Sevgilerimi gönderiyorum sana…

  31. Mustafa Celik Mustafa Celik

    senin yaptigini yapamayan milyonlar var emin ol 🙂 cok guclu bir kadinsin. aynen devam etmelisin 🙂 sevgilerle

  32. 32 den sonra iyi yaş(z)ıyor olman dilkelerimle, zira anladım ki aradaki “ş” ile “z” nin sendeki etkisi aynı..

  33. okula giderken açtım, okumaya başladım ve HELAL OLSUN dan başka hiç bir şey demeyeceğim kesilikle bu bir delilik gibi görünse de öyle değil işte beni anlayacak birisin. =)

  34. Can Can

    Her insanın mutlu olacağı farklı şeyler var. Bu tamamen nelere değer verdiğiniz ile alakalı. Bazısı için para, otomobil, ünvan önemlidir. Peki bu önemli olarak varsaydıkları şeyler onları mutlu ediyor mu? Gerçekten mutlu ve huzurlu bir yaşamları mı var? İşte bunlar tamamen soru işaretleri. Hayatta mutlu olmak çok kolay, bunu zorlaştıran bizleriz bence. Sağlıklı, huzurlu ve mutlu günler gölgeniz olmaya devam etsin…

    • Mutluluğun kaynağı her insana göre değişir.
      Yeter ki insan toplumsal kabullerden sıyrılıp onu gerçekten mutlu edeni bulsun ve bulduğu şeyin de zamanla değişeceğini kabul edebilsin.
      Güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim.

  35. Merhabal Fulsen,

    Önemli olan sevdiğiniz işi yapmanız ve hayatı öyle yaşamanız aslında. para bir şekilde kazanılıyor. Mutluluk kazanıl(a)mıyor! Yaşanabiliyor. Yaptığımız her işe bağlı olarak, hayata nasıl bakıyorsak bunlara bağlı olarak yaşanabiliyor. O nedenle, sizi takdir ettiğimi bilmenizi isterim.
    Şirketlerde, genelde samimi gibi görünülse de, aslında içten samimiyet olmayan iş arkadaşlığından uzak durmak benim rahatlatmıştı. Anlıyorum sizi…

    Ben de 2 ay sonra 37 yaşımı dolduracağım.

    Mutluluklar güzel kadın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir