
İletişim danışmanlığından işletme yönetimine uzanan 20 yıllık çok disiplinli profesyonel yolculuğumu, yeni kurumsal dinamikler ve üretken sorumluluklarla taçlandırmak üzere yeni fırsatlara açığım.
Türkçe meali: İŞ ARIYORUM. Ama bu böyle söylenmez, ayıp! İtibarını bir düşün. Okuduğun okulları, aldığın diplomaları düşün; hangi markette hangi marka kahvede indirim var takip et, platform üyeliklerini tek tek iptal et aman ha kimseler duymasın. Dik dur. Çalıştığın firmaları, yaptığın işleri, kimilerini referans olarak vereceğin profesyonel bağlantılarını düşün; seni nasıl tanıdıklarını, nasıl bildiklerini unutma, kaşlarını kendin al, tırnaklarını törpüle. Geçenlerde banka sordu “Kira geliriniz de mi yok?” diye, pardon benim kira giderim var. Ama enseyi karartmak yok. HAYIR, iş aramıyorsun sen, yeniden üretmeye hazırsın!
On yedi yaşımdan bu yana çalışıyorum, bu bir aydan uzun süren üçüncü iş arayışım. On iki yıldır oyunun dışındayım. Tam yeri gelmişken, profesyonellerin kibarca ‘renkli’ diye tanımladığı özgeçmişimin son on iki yılını da kısaca özetleyeyim. Her sabah işe giderken hayatını bir sahil kasabasına taşıyıp küçük bir kafe restoran açmayı hayal eden pek çoklarının aksine; ben bunların hayalini kurmazken hepsini yaptım, pişman da değilim. Kendi hayallerime gelecek olursak iki romanım yayınlandı, düzenli dergilerde yazdım, bir sahafım oldu, yıllarca on bin kitabın içinde yaşadım. Aferin kızım. Sonra hayat değişti, ben değiştim, en çok da sahil kasabaları değişti. Şimdi emekli olamayacak kadar genç, iş ilanlarındaki yaş sınırına takılacak kadar yaşlıyım ve hayatıma devam edebilmem için para kazanmaya ihtiyacım var.
HAYIR, ben iş aramıyorum, oyuna geri dönüyorum!
Özgeçmişimi güncelledim, türlü sitelere üye girişi yapıp boşlukları doldurdum. İzmir’de yaşayan ve İzmir’de bağlantıları olabilecek arkadaşlarımı haberdar ettim. Mor sitedeki mor tuşa onlarca kez bastım. İnanın önlü arkalı ‘İş Arıyorum’ yazan bir tişörtle caddelerde yürüyüp fanzin gibi çoğalttığım özgeçmişlerimi dağıtsam daha fazla görüntülenme alırdım. Ben buralarda yokken yüzünü bile görmemiş işverenler, işin ne olduğunu bile anlatmadan maaş beklentini sormaya başlamışlar; bu kısmı hiç anlamadım. İş ile ilişkim yıllar önce değiştiği için konum odaklı kırmızı aplikasyonu da telefonuma yükledim. Bir bulaşıkçı ilanına 150+ kişinin başvurduğuna inanamazsınız ya da inanırsınız, neden inanamayacaksınız?
Ekonomik kriz çok büyüdü, tüm işletmeler küçülmeye gidiyor, sadece Türkiye değil tüm dünya krizde, adı konulmamış üçüncü dünya savaşının ortasındayız, bu siyasi iklimde şirketler de endişeli İK kararları beklemede, genç işsizlik oranı çok arttı, insanlar emekli olamıyor pozisyonlar boşalmıyor, senin gibi bir arkadaşım var o da iki yıldır iş arıyor, şirketler artık o işleri yapay zekâyla çözüyor, hele bir Ramazan geçsin, dur ya bu yaz bir bitsin, şu gelecek seçimlerin sonucunu görelim de…
Senin özgeçmişin çok ‘overqualified’ tabii… Bu kelimeye onu Türkçeleştirmeyecek kadar sinir oluyorum. Ne isterdiniz? 44 yaşına gelene kadar, okumamış öğrenmemiş düşmemiş kalkmamış hiçbir şeyi deneyimlememiş ezcümle hayatıyla bir halt becerememiş ‘underqualified’ biri olmamı mı tercih ederdi şirketler? Uzatmadan, tüm teselli cümleleri için tüm dostlara teşekkürler.
Ne iş arıyorsun, sorusu da tam bu noktada benim için bir kara delik. Mimar, muhasebeci ya da doktor olsam cevap vermek ne kolay olurdu. Ben bir matematikçiyim, sorun çözerim, kriz yönetirim, ölçümlenebilir değerlerle analiz yaparım, Türkçeden Türkçeye tercümanım, koordine ederim, organize ederim, işbirlikleri yönetirim, hızlı öğrenirim, derlerim, toparlarım, harika çorbalar yaparım, evde bir dikiş kutum var sökükleri tamir ederim, Google’a soru sorarken bile imla hatasını düzeltmeden enter’a basmam. M ile başlayan kelimeleri, şapkalı a’yı ve asal sayıları severim. Parkta otururken bir köpek gelip bacaklarımı koklasa “Ay benim evdeki kedilerin köpeklerin kokusunu aldı kesin” demem ve bu bence çok kıymetli özelliklerimden birisi.
2003 kışı, bir akşamda İstanbul’u diz boyu kar basmıştı. Taksim’den çıkıp Maçka üzerinden Beşiktaş’a yürürken dayanamayıp altıma işemiştim. Köpeklerden ölesiye korktuğum o yıllarda, üzerime doğru koşan sürüden korunmak için kendimi bir arabanın önüne atıp çişli pantolonumla sürücünün yanına oturup amonyak kokusu içinde beni evime bırakmasını istemiştim. Ne garip ki bunu anlatmak hiç ayıp gelmiyor. Ama iş arıyorum diye bağırmak…
İlgilenebileceğim pozisyonların tam olmayan listesi: Müşteri ilişkileri yönetimi, iletişim danışmanlığı, idari işler, ofis yönetimi, yönetici asistanlığı, kafe restoran işletmeciliği, metin yazarlığı, editörlük, garsonluk, bulaşıkçılık, köpek gezdirme hizmetleri, ev temizliği (…)
İş insanın kendine yakışanı giymesi değil, giydiğini kendine yakıştırmasıdır.
İletişim: fulsfulss@gmail.com
İlk Yorumu Siz Yapın